FikirnameGenelÖne Çıkanlar

Geleceğin Rüyasını Görebilmek

859Okunma

Haydi, hep beraber, besmelenin bereketiyle başlayalım:

Bismillah…

Allah’ın adıyla, merhametiyle ve adaletiyle…

Kaderimizin çağrısıdır bu! Gelecek için söz söyleyeceğiz, geleceğimizi inşa etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Şairin dediği gibi, sahip çıkacağız “aleve, küle bile”.

Gündönümünü bekleyeceğiz; zihinsel çabalarımızı, gayretimizi, fikir çilemizi, yorgunluklarımızı üst üste koyup gündönümünü bekleyeceğiz…

Biliyoruz ki dünya bozmaktadır; insanları, fikirleri, kavramları, rüyaları, hayalleri ve umut adına ne varsa hepsini…

İnsan fıtratına Batı medeniyeti çok zarar verdi; fakat biliyoruz ki insanı yalnızca yanlış fikirler bozmaz. Dünyevileşme fikri, bir virüs gibi dokunduğu her şeyi bozuyor, dünyamızı cehenneme çeviriyor.

Bize düşen, cennet bahçesi gibi mekânlar ve insanca ilişkiler kurmaktır.

Fikirlerimizi değiştirecek bir dergi çıkarmak, büyük iddialar ortaya koymayı gerektirmez; fakat bu yayıncılık, örgütlü yapılıyorsa, yeni bir gençlik hareketinin fikir dergisi olabilirse, on yıllarca insanları etkileyebilir, değiştirebilir. Rabbimiz bilir…

Kimileri hamaset zannetse de, bizler büyük medeniyet kurmuş bir inancın ve bir milletin mensubuyuz; gelecekte yeni bir düzen kuracak potansiyeli, ruh hali olarak yaşatmaya devam ediyoruz.

Bu millet, inancından, tarihinden, coğrafyasından ve hala bu medeniyetten umudu olan mazlumların beklentilerinden güç almaktadır. Biz unutsak bile o mazlumlar bize hatırlatmaktadır, hatırlanması gerekeni…

Batılılar önce topraklarımızı, sonra zihin dünyamızı işgal ettiler. Bütün bu amansız işgal çabalarına rağmen, inancımıza, itikadımıza, tarihimize, kültürümüze olan güvenimiz tamdır. Bu puslu havalara rağmen, güneş bulutların arkasındadır, geleceğimiz ellerimizdedir.

İslam’ın dünyaya yayılma döneminden bugüne; Medine’de, Maveraünnehir’de, Taşkent’te, Semerkant’ta, Buhara’da, İsfahan’da, Rey’de, Kudüs’te, Bağdat’ta, Kordoba’da, İstanbul’da, Saraybosna’da, Selanik’te, Üsküp’te ve Fez’de ortaya çıkan İslam kültür ve medeniyetinin şehirlere yansıyan ilim, irfan ve müktesebatının farkındayız. Bu birikim, iddialarımızın slogan olmadığının delilidir.

Dağa yaslanan şehirler misali, sırtımızı hangi dağlara yaslayacağımızı düşündüğümüzde; Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’e ve Peygamber Efendimizin Sünnet’ine, Peygamberlerin Tevhid mücadelesine ve Âlimlerimizin eşsiz Külliyatlarına bakacağız. Dünyada bilgi ve hikmet namına ne varsa kendi yitiğimiz sayıp peşinde koşacağız…

Mevlana der ki, “Hint’te, Çin’de, Yunan’da ne varsa o bilgi bizde de vardı.” Kendi inancına ve kültürüne güveni olan zamane gencinin, günümüz gençliğinin, hiç bir karşı kültürden ürkmesine gerek yoktur.

Tarihi tecrübe, bize zarif bir şekilde dersler vermektedir. Müslümanlar, farklı kültürlerle iç içe yaşadığı zamanlarda dinamizm kazanmış, medeniyet üretmiş, kendi başına kaldığındaysa içe kapanmış ve iç tartışmalara boğulmuştur.

Bugün dünyanın tek bir köye dönüştüğünü varsayarsak; Osmanlı dünyasında, adeta bütün dinlerin ve milletlerin nasıl bir arada yaşadığına, bunun nasıl başarıldığına kafa yormak, arayışlarımıza ilham kaynağı olabilir.

Geçmişe, bilgi sahibi olmak ve ibret almak nazarından bakarsak, eski ateşlere odun taşımazsak, ihtilaflara prim vermezsek, geleceğin rüyasını görebilir, yeni bir güne uyanabiliriz.

Zamanın ruhunu kavramak, zamanın bilgisine vakıf olmakla mümkündür. Hiç bir önyargı ortaya koymadan, hiç bir fikre peşin hükümle bakmadan, dünyada saklı hikmeti kavrayabiliriz.

Yorulacağız; fikir çilesi çekeceğiz, tartışacağız, akranımız olan gençler için bir saba rüzgârı, bir umut olacağız, inşaallah.

Kaderimizin çağrısına kulaklarımızı açık tutacağız; coğrafyamıza, kültürümüze ve gençlerimize yol göstereceğiz.

Gayret bizden olursa Allah yardım eder, kuşkuya mahal yok.

Fikirname Dergisi