FikriyatMefhumlarımızÖne ÇıkanlarSalih Eğridere

ŞEHVET ve ŞÜPHE KISKACINDA

1.03BinOkunma

Hayatı ve gençliği aynı düzlemde değerlendirmeye kalktığımızda karşımıza çıkacak tablo, artısıyla ve eksisiyle çok büyük önem kazanacaktır. Bir taraftan cennete davet eden Allah (celle celaluhu), diğer yandan cehennemde arkadaş arayan şeytan…

Böyle bir davetiye ortamında, hiç şüphesiz odak nokta gençliktir. Allah’tan yana olanlar da şeytana taraftar olanlar da gençliği kendine çekmek isteyecek ve mevcut düzenin ipini ellerine almak için çalışacaklardır.

En Güçlü Dönem

Rabbimiz kitabında, gençlik dönemini büyütece almamız gereken güneş kadar büyük bir hakikati bizlere öğretmektedir. İnsanın yaratılışını anlatan ayette (Rûm, 54), iki zayıf dönem olan bebeklik/çocukluk ve olgunluk ile beraber başlayan yaşlılık arasında güçlülük dönemi olarak gençlik çağından bahsedilmektedir. İnsan hayatının dönemlerinin nitelendiği bu ayette, sadece ergenlik ile başlayan ve kırk yaşına kadarki süreyi ifade eden zamanı kuvvet ile izah eden Rabbimiz, aslında gençliğin yaşam mücadelemiz içindeki en etkili periyot olduğunu vurgulamaktadır.

Gençliğin güç ile tanımlanması, gençlerin; gücü elinde tutmak isteyenlerin hedefi olması sonucunu beraberinde getirmektedir. Rabbimiz, bir yandan gençlere ‘Siz olduğunuz gibi insanlığa yetersiniz’ mesajı verirken, öte yandan Dünya’da söz sahibi olma gayreti içinde olanlara ‘Gençleriniz kadar sözünüz geçer’ demektedir.

Gençliğin ve gençlerin gücünün başka bir boyutu da iyilik için de kötülük için de meyil potansiyellerinin yüksek olmasıdır. Elinden tutulduğunda tek başına insanlığın tamamına bedel bir gencin kudreti, şeytanın kışkırtmasıyla haramları işlemeye de çok müsaittir. Böyle yaratmıştır çünkü Rabbimiz. Hayra da şerre de güçtür o gençlik. Ya neslin ihyasına ya da toplumun ifsadına… Tercih gücü de yine o gençte ve gençliktedir.

Şehvet ve Şüphe Gücü

En kuvvetli dönemin istekleri, şehvetleri de çok ama çok güçlüdür. Çocukluğu geçmiştir, yaşlı da değildir. Bütün zevkler adeta gencin önüne serilmiştir. Keyfin zirve yapacağı, kanın damarlarında durmak istemediği tam bir “delikanlılık” çağını yaşamaktadır. Karşı cinsiyle, kıyafet takıntısıyla, uykusu ve yemesiyle, sosyal medyanın getirdiği beğenilme takıntısıyla, her şeyi hızla ve hazla elde etme tutkusuyla şehvet bombardımanı altındadır.

Şüphelerle yaşama arzusu da çok baskındır gençliğin ve gencin. Allah, Allah’ın indirdiği kitap, gönderdiği peygamber, dinin hükümleri ve geçerliliği, başka Müslümanların imanî durumlarını karıştırma gibi haddi olmaması gereken konular hakkında derin şüphelerin kendisine dikta edildiği, sürekli sorgulama ve isyan modunda kendini gerçekleştirme hevesiyle asıl kimliğini kaybetmeye çok meyilli bir dönem… Fıtratına konulan kudreti, her alanda deneyim malzemesi olarak kullanmak ister.

Gençliğin ve gencin bu denli büyük kapasitesi; dünyanın seyrini değiştirmeye müsait gücü ve batılın ayaklarının altında kalma ve böylece şeytana esir olma riski varken, bu gençliğin ahiretteki hesabı da elbette ki farklı olacaktır. Bu nedenle Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem, bütün ömrümüzü nasıl geçirdiğimizden sorulacağımız gibi o ömrün içinde bir bölüm olan gençliğimizi nasıl geçirdiğimizden de hesaba çekileceğimizi bizlere bildirmektedir. (Tirmizî, 2416) Koca bir ömür ve hayatın içindeki yirmi beş yıllık gençlik dönemi, ayrı ayrı sorgu başlığı olacaktır.

Müjdelenen Gençlik

Yine aynı Peygamberimiz, o gençliğe çok yüce bir hedef göstererek, mahşer günü hiçbir gölgenin olmadığı zaman diliminde Allah’ın Arş’ının gölgesi altında ferahlayacak yedi grup insanı anlatırken ‘Allah’a kulluk kıvamını kaybetmeyen gençleri’ müjdelemektedir. Bu gençler, Allah’ın özel misafiri, mahşer gününün en üstünleridir.

Bütün gücüyle nefsin tüm isyanlarına karşı dik duran, şüphesiyle şehvetiyle şeytanın kandırmacalarına aldırmayan, nesli ayaklandıracak, toplumu sırtlayacak, yüreği hür, Allah’tan başka hiçbir güç tanımayan bir genç kulluk kıvamını yakalayacaktır. En güçlü dönemin en güçlüsü de odur.

 

Salih EĞRİDERE