Genel

KUTLU BİR ‘RAHATSIZ EDİCİ’ OLMANIN YOLU

994Okunma

21 Şubat 1965’te, evinin bombalanmasından yalnızca bir hafta sonra, 39 yaşındaki “rahatsız edici” adam, New York’ta bulunan Audubon Balo Salonu’na giriyordu. Alanı onu dinlemek için doldurmuş olan 400 kişilik kalabalık, sabırsızlık içerisindeydi. Kendisinden önce kürsüye çıkanlardan biri “Gerekirse sizin için canını verebilir” diyerek, doğaçlama konuşmalarıyla ünlü hatibi takdim etti.

Kürsüye çıkan “rahatsız edici”, selamlamalarını yaparken, silahlar ardı ardına patlamaya başladı. Dinleyiciler can havliyle oturdukları yerden korku içinde masaların altına atlayıp yere kapandılar. Yaklaşık 30 el silah sesinden sonra, salona sessizlik çöktü. İki farklı kalibreli silahtan ve bir pompalı tüfekten çıkarak vücuduna isabet eden yedi mermiyle “rahatsız edici” adam yere yıkıldı. Gözlerini kapayıp oracıkta son nefesini verdi.

Gazeteler, ölüm haberini “militan Afro-Amerikan milliyetçi liderin ölümü” olarak verdi, gelişmeyi gruplar arasındaki çekişmeye bağladı. Ancak durum bundan biraz farklıydı.

Necip Fazıl’ın, “Tam 30 sene, saatim işlemiş ben durmuşum/gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum” şeklindeki sanatsal itirafında olduğu gibi, kayıp geçen yıllarını temsilen adının sonuna X harfini aldıktan çok sonra Malcolm, bir şeylerin ters gittiğini, onu rahatsız eden bazı pürüzlerin varlığını derinden hissediyordu. Bağlı olduğu Elijah Muhammed tayfası, söylemlerini radikalize etmeye başlamıştı. Malcolm X hem işin aslını öğrenmek hem de biraz düşünmek için Hac temelinde bir Ortadoğu seyahatine çıktı. Orada inanan herkesin, din, dil, ırk demeden bir fikir etrafında kaynaştığını, mallarını, paralarını hayır yolunda paylaştıklarını gözlemledi.

Seyahate Malcolm X olarak çıkan “rahatsız edici” adam Malik el-Şahbaz olarak döndü. Grubundan ayrılarak iki farklı oluşum kurdu. Sonraki çalışmaları onu Audobon Balo Salonu’ndaki akıbetine yaklaştırdı. Suikastının ardından, birçok fail ileri sürüldü. Bunlar, FBI, CIA, İslam Milleti Örgütü gibi birçok olasılık barındırıyordu. Peki, Malcolm X, nasıl oldu da bu kadar çeşitli oluşumun, devletin, kişinin canını sıkmayı başarabildi? Daha doğrusu nasıl “rahatsız edici” bir adam olabildi?

İnanç

Einstein “Akıllı insan değil, değerli insan olmaya çabalayın” der. Nitekim sistemin insana doğumdan ölüme kadar biçtiği rol bellidir: Akıllı olup uslu uslu oturmak. Değerli bir insan, yani bir inancı ve bir davası olan insan, bu kuşatmayı yarabilen insandır. Zira değerli insan olmak, zamanı geldiğinde kurallara ve çoğunluğa karşı gelebilmektir.

Elinizde mühendisliği, aksamı, malzemesiyle mükemmel bir araba var. Bu araç sizin hayatınız. Ama gel gör ki deposu boş. Bu araç hiç hareket eder mi? İnsan, kendini aşmak için sistemin onu hapsettiği atıl durumdan ancak depoyu uygun yakıtla doldurarak kurtulabilir. İşte bu yakıt, inançtır sevgili dostlarım. Zira Malcolm X, boş olarak girdiği hapishaneden altı sene sonra, deposu tam dolu olarak çıkmıştır. Kazandığı inanç ona ilk hareketi sağlamıştır.

Hedef

Arabayı hareket ettirdiniz. Peki, nereye gideceksiniz? Başıboş yollarda mı dolanacaksınız? Yoksa bu kıymetli yakıtı en efektif biçimde kullanarak, belli bir istikamete mi yöneleceksiniz? İşte bu istikameti belirleyen, ortaya net bir şekilde koyduğunuz hedeftir değerli kardeşlerim.

Düşünür, “Nereye gittiğini bilen insan için bütün evren kenara çekilip ona yol verir” der. Sanatın ve bilimin hangi alanına bakarsanız bakın, bütün önemli şahsiyetlerde aynı davranış kalıbını görürsünüz. Ellerinden gelen her türlü gayreti gösterip, güçlü bir varlığın onlar için geleceği dizayn etmesini beklerler. Ama onları bu noktaya getiren, bitmek tükenmek bilmeden uzun geceler boyunca çalışmalarını sağlayan ise istikamettir. Hapishaneden yakıtı doldurup çıkan Malcolm X, bir hedef uğruna bütün ülkeyi turlayıp ciddi bir efor sarf ederek ünlü konuşmalarını yapmıştır.

Plan

Peki, arabanızla ulaşmak istediğiniz hedefe nasıl gideceksiniz? Yol bulmak için telefonunuzda yüklü bulunan uygulama bile size birçok alternatif arasından belirli bazı yolları önerir. Buradaki öneride kriter en kısa mesafedir. Doğru ya, hedefinize en etkili ve en kısa yoldan ulaşmanız gerekir. Bu size zaman açısından bir kazanım sağlayacak, entelektüel faaliyetlerinizi yürütmeniz için bir alan açacaktır. Bunu elde etmenin yolu ise gerçekçi bir plan yapmaktan geçer.

Batı dünyası smart (zekice) kelimesinin baş harflerinden oluşan bir planlamayı uygun bulur. Specific (özgün), measurable (ölçülebilir), assignable (paylaşılabilir), realistic (gerçekçi), time-based (zamana bağlı) olarak özetlenebilecek bu kriterler sağlıklı bir planın, yani sizi en kısa yoldan hedefinize ulaştıracak planın da olmazsa olmazlarıdır.

Malcolm X’in her ne kadar konuşmalarını doğaçlama yapsa da izlediği güzergâh, anlatmak istediği meseleler, ulaşmak istediği topluluklar konusunda bir planı vardı. Bu plana katı bir şekilde sadık kalıyor, maddeleri tek tek gözden geçirip bunları harfi harfine uygulamaya koyuyordu.

Doğruluk

“Haklının yanındayım, kim olduğu önemli değil. Doğrunun tarafındayım, kimin söylediği önemli değil” diyerek, kendini anlatan Malcolm X, eğer söylediklerinde samimi olmasaydı, girdiği topluluğun kendini saran büyüsünü, kazandığı şan ve şöhreti hiçe sayıp Hacca giderek doğruyu araştırabilecek cesareti bulabilir miydi?

Hiçbir koşul altında dürüstlüğü elden bırakmayıp sürekli doğruluk arayışında olmak, sonuncu ve en önemli özelliktir.

İşte bu, sizi cesur yapar.

İşte bu, çoğunluğun ve sistemin kuşatmasını yarmanızı sağlar.

İşte bu, sizi uyandırır.

İşte bu, sizi kutlu bir “rahatsız edici” yapar.

 

 

Ali Onur Şahinoğlu