Adab-ı Muaşeretİslamiyet

Ahlak Misyonumuz

2.19BinOkunma

Kardeşlik Adabı ve Ahlakı

Her meselemizin menzili tabi ki kalp ve gönüldür. Özellikle kardeşlik bahsinin olmazsa olmazıdır gönül. Diyoruz ve demeye devam edeceğiz, gönülden başka sığınağımız, rotamız ve kazancımız yoktur.

Kazanç demişken, dünyalık kazanımlar ayaklarımızın altındadır. ‘Kazanç’ meselesine bakış açımız bu kadar kısa ve nettir. Cenneti kazanmaya talip olanların kazanmaya çalışacağı garip gönüllere girmektir, bizim ‘kazanç’ bahsine bakış açımız buna karşılık gelir.

Kardeşlik bahsi

Kardeşlerim!

Biz Allah için birbirimizi seversek, Allah bizi sevecek ve sevdirecektir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi vesellem): “Altın tasla Kevser suyunun başında ümmetimi bekleyeceğim. Oraya gelenlere ikram edeceğim.” der. Ahir zaman gençlerini görünce elindeki tası bırakır. Bunu görenler:

– Ya Resulellah! Onlara vermeyecek misin? Deyince Resulellah onlara:

– Ahir zamanda alnını secdeye koyan gençlerle arama altın tası koymak istemiyorum. Onlara elimle ikram edeceğim, der. Dünyalık beklentileri söküp atan bu bekleyiş, sevmenin ve sevilmenin en mükemmel tanımıdır.

Sevgiye karşı bu mükemmeliyetçi bakış, gençliğe karşı nihai hedefimizi ve uhrevi hedefimizi en sağlam temele oturtmak için bizi harekete geçmeye davet ediyor. Üstat Nurettin Topçu “İsyan Ahlakı” kitabında: “Bütün meselelerin özü harekete geçmektir” diyor. Aşkımızı yaşamak için harekete geçmemiz gerekiyor. Sevgimizi anlatmak için harekete geçmemiz gerekiyor. Kısaca, sevdamızın ve derdimizin nesilden nesle tevarüs etmesi için “yoruldum” demeyi literatürümüzden çıkararak, yarınların inşası için bugünden harekete geçmemiz gerekiyor.

Hareketten konu açılmışken, şunun altını özellikle çizmek istiyorum kardeşlerim: Bizim hareketimiz türedi bir hareket değil, temelleri mazide olan ve bu düstur ışığında şekillenerek olgunluğunun kıvamını tezahür ettiren köklü bir harekettir.

‘Ahlaksız Müslüman’ (!)

Kardeşlerim! Kalp de, gönül de, anlattıklarımız da ahlak ile bire bir ilgili konulardır. Efendimiz (sav): “Muhakkak ki ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyuruyor. Buradan anlamamız gereken öncelik şudur: ‘Ben İslamiyet’in beş şartını tamamlamak için ya da beş vakit namazı tamamlamak için gönderildim’ demiyor. Efendimiz, “Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyor.

İslamiyet’in beş şartı yada namaz ikinci planda olduğu için değil, fakat burada asıl mesele, Müslümanın ön ismidir. Tıpkı matematikteki sayıların önünde görünmeyen artının olduğu gibi Müslümanın da önünde sürekli artı olarak kabul edilen bir ahlak misyonu vardır.

Beş vakit namazı kılsak da dinimizin bütün emirlerini noksansız yerine getirsek de, ahlaki kaideler bizde yerli yerine oturmamışsa, Müslümanda artı olarak kabul edeceğimiz ön isim “Ahlaksız Müslüman” olarak kendini gösterir. Oysa “tamamlanmış ahlak” kaideleriyle bu isim “Ahlaklı ve Edepli Müslüman” şeklinde zuhur eder.

Dava Adamı’nın Ahlakî Vasıfları

Kardeşlerim!

Ahlakın ve edebin yuvasını bulduğu bir gönül insanın kalbindeki, ılık ve hayâ yüklü etkileşim ve iletişim, muhakkak bütün kalplere ulaşır. Hatırlayalım ki hedefimiz kalplere ulaşmaktı kardeşlerim.

Ahlakın ve edebin yuva kurduğu bir gönülde şu hasletler oluşur:

1. Kendi ayıp, kusur ve günahlarına bakmaktan başkalarınınkini göremez.

2. Cahillerle tartışmaz, kendi yapacağı işlere yoğunlaşır.

3. Parayı, ünü, menfaati, alkışı sevmez, önce kardeşi için sonra kendisi için ister.

4. “Ben” kelimesi diye bir kelimeyi bilmez ve asla kendi ile övünüp gururlanmaz.

5. Allah ile yapmış olduğu ahdi hiç unutmaz ve ona sadık kalır.

6. Nefs-i emmâresini (ısrarla kötülüğü isteyen) en büyük düşman bilir ve ona savaş ilan eder. Kendi iradesiyle, nefs-i emmareden nefs-i levvâme (hatasına üzülen) derecesine çıkmak için her cehdi ve gayreti gösterir.

7. Fanatizmden ve hamasetten uzak durur. İhlas ve takvaya öncelik verir.

8. Parayı, malı, dünya zevklerini hiç sevmez. Parayı, malı, zenginliği sevenlerin iyi ve olgun Müslüman olamayacağını bilir.

9. Doğrulukta, dürüstlükte, iyilik yapmakta, adalette, insafta, güven konusunda onun aleyhinde hiçbir kimse bir şey söyleyemez.

10. Haram yemekten ateşten kaçar gibi kaçar.

11. Kimseyi hor görmez. Allah için sever Allah için buğzeder.

12. Hayata hikmet nazarıyla bakar. Gördüğü her şeyde Mevla’yı hatırlar. Dünyadaki bütün güzelliklerin cennetten bir numune olduğunu bilir. İnsana korku bırakan her şeyin de cehennemden bir numune ve hatırlatma olduğunu bilir.

13. Çok okur. Dünyayı okur, insanı okur, iç âlemini okur… Ferasetle bakar ve içlerinden en iyisini ve doğrusunu seçer.

14. Hırs ile azim, kibir ile vakar, sığ ile mücerret, eleştiri ile düşmanlık, adalet ile eşitlik, güç ile mana arasındaki farkı çok iyi bilir ve terazinin kefeleri gibi bunları tartar.

15. “Dünyayı yaşayanlar” ile “Dünyada yaşayanlar” arasındaki farkı çok iyi bilir.

İslam Davası’na gönül vermiş TÜGVA’lı kardeşlerim! Bu saydıklarım, gönül dünyasının imarı ve ihyasıdır. Aynı zamanda, en başta kendi nefsime, sonra da her birinize bir nasihat, bir hatırlatma hükmündedir.

 

-Yahya Kılıç