LiderlerÖnden Gidenler

Örnek Dava Adamı

1.07BinOkunma

Şehit Hasan el-Benna ve Müslüman Kardeşler

Son dönem İslam âleminin en etkin isimlerinden, Müslüman Kardeşler Hareketi’nin kurucusu Hasan el-Benna, 1949 senesinde, 12 Şubat günü şehit edildi. Temellerini attığı ve İslam âleminde derin izler bırakan Müslüman Kardeşler hareketi ise Mübarek sonrası Mısır’da iktidar oldu ve yeniden darbeyle iktidardan uzaklaştırıldı. Ülkenin seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi hapsedildi. Hareketin birçok önde gelen ismi, asılarak şehit edildi. Fakat ne önder kadro ne de takipçileri, asla boyun eğmediler ve davalarından dönmediler.

Mısır’ın Mahmudiye kentinde, 17 Ekim 1906’da doğan Hasan el-Benna, dini ve ilmi yönden köklü bir aileye mensuptur. Babası zamanın hadis âlimlerindendi. Allah inancı yüksek bir ailede yetişmesinden dolayı; daha küçük yaşlarda gece namazları kılar, Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmayı aksatmazdı. Gönüller sultanı Hazreti Muhammed (sav)’in sünnetlerini ve İslam’ın emrettiklerini eksiksiz yerine getiren Hasan el-Benna, başkalarını da bu konularda teşvik etmede çok gayretliydi.

Hareketin kökleri ve kuruluşu

Anılarında Müslüman Kardeşleri şu şekilde tasvir etmektedir: “Müslüman Kardeşler hareketi, hareketini selefî bir mesaj, Sünnî bir yöntem, tasavvufî bir hakikat, siyasal bir örgüt, atletik bir grup, bilimsel ve kültürel bir bağ, ekonomik bir girişim ve toplumsal bir fikir olarak tanımlamış ve bu hareketin Sünnî, gelenekçi ve reformcu düşüncedeki en aktif unsurların mirasçısı ve icracısı olduğunu ilan etmiştir.”

İçerisinde bulunmuş olduğu dönemde, kendi ülkesinin batı ve batı zihniyetli insanların sömürü ve dikta yönetimine karşı mücadele ruhunu hayatında hep yaşamış ve etrafına bunu yayarak, bir İslami hareketin nasıl olduğunu ve nasıl yaşandığını göstermiştir.

Üniversitede okumak için geldiği İskenderiyye’de gördükleri, onu çok üzer. Her tarafta yabancı hâkimiyeti ve Batılılaştırma gayreti kendini apaçık sergiler. Süveyş Kanalını işleten şirket ayrı bir devlet gibidir. Sömürgecilerin sultanlar gibi, halkın ise esirler gibi yaşadıklarını tespit eder. Sokak ve caddelerin bile isimlerinin değiştirilip yabancı isimler konulması, Hasan el-Benna’yı derinden yaralar.

Hıristiyan misyonerlerinin Müslümanları, sağlık hizmeti verme, bakım evlerinde çocukları himaye etme, bazı güzel sanatları öğretme bahanesiyle Hıristiyanlaştırmak için çaba gösterdiklerine şahit olur ve arkadaşlarıyla birlikte Hasafiyye Hayır Cemiyeti’ni kurar. Cemiyette bir yandan din ve ahlâk eğitimi verirken, diğer yandan misyonerlik faaliyetlerine karşı tedbirler alıp Müslüman çocuklarını himaye eder. Bu cemiyet, Şâzeliyye tarikatinin Mısır’daki kolu Haseneyn el-Hisâfî (1848-1910)’nin bağlılarından oluşmaktadır. (Rıza Kurtuluş, “Hisâfî” maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c. 18, s. 125)

Birinci Dünya Harbi ve sonrasında meydana gelen bu önemli olaylar, ümmetin bütün tabakalarında sarsıntılara, silkinmelere, “Ne oluyoruz? Nereye gidiyoruz?” sorusunun sorulmasına ve yeniden İslâm’a, İslâm birliğine dönüp sarılmayı gündeme alıp düşünmeye iten önemli bir sebep olur.

“el-İhvanu’l-Müslimun”

Böyle güçlü bir hedefe karşı tek başına yapılabilecek fazla bir şey olmadığını gören Hasan el Benna, “el-İhvanu’l-Müslimun” cemiyetini (cemaatini) kurmaya karar verir. Davete ilk olarak altı kişi katılır. Tamamı zenaatkârlardan teşekkül eder. Bunlarla cemiyeti kurar. Hasan el-Benna’nın hareketinde kadınların da yeri vardır. Kızları İslâmî esaslar çerçevesinde yetiştirmek için “Müminlerin anneleri” isimli enstitüyü kurduğu gibi cemiyete de “Kadın Müslüman kardeşler” kısmını ekler.

Ezher, halk, üniversite, sufi, doktor ve mühendislerin dillerinden ayrı ayrı anladığı için davet noktasında büyük bir başarıya ulaşır ve insanları derinden etkiler. İngilizler Üstad’ın bu denli etkili olmasının aleyhlerine olduğunun farkındadırlar. İkinci Dünya Savaşı’nda Mısır sıkıyönetim ilan etmiş ve İngiltere’nin yanında olduğunu duyurmuştu. Müslüman Kardeşler savaşa katılmasına karşı çıkarırlar. Mısır, İngiltere safında olduğunu belirtir ancak savaşta yer almaz. Ve bu durumdan rahatsız olan İngilizler, işe Hasan El-Benna’nın arkadaşlarını idari makamdan uzaklaştırmakla başlar.

10 Kasım 1948’te İngiltere, Amerika ve Fransa elçileri gizli bir toplantı yapar. Müslüman Kardeşler’in feshedilmesi için hükümete baskı yapılması kararlaştırılır. Ve 12 Şubat 1949’da arkadaşı ile birlikte taksiye binerek evden çıkarlar. Yola çıkınca her yerin karanlık olduğunu görür. Cadde üzerindeki kahveler boşaltılmış ve sadece o malum taksiye binsin diye trafik durdurulur. İmam kapıda duran taksiye biner binmez kurşunlar boşaltılır ve caniler kaçar. Yaralanır ve hastaneye kaldırılır ancak tedavi için gelen Müslüman doktorlara izin verilmez ve böylece şehit olur.

Devam eden bereketin kaynağı: İhlas

Şehit Hasan El-Benna bir destandır. Tarihe hayatını adeta nakşeden ender şahsiyetlerdendir. Bu kadar faal ve kalplere tesir eden bir hizmet ortaya koymuş olması, Üstad’ın ihlas ve gayret sahibi oluşunun bereketi ile olsa gerektir. İslam davasını, hayatının yegâne gayesi yapması, Allah-u Teâla’nın ihsanı ile gönüllere kazınmasını ve davasının belki de kıyamete kadar sürmesini netice vermiştir.

İhvan-ı Müslimin teşkilatının kurucusu ve manevi lideri Şehid Hasan el-Benna, başlattığı fikri mücadelesiyle dünyada bir çığır açmış, milyonların gönlünde taht kurmuştur. Ömrü boyunca karşılaştığı meseleler dolayısıyla hiç ümitsiz olmamış, çaresizliği asla kabul etmemiştir. Namazı en büyük iş, İslam’a davet etmeyi en büyük eylem kabul etmiştir. Din ve dünya, iş ve ibadet, aile ve cemaat arasında mükemmel bir denge kurmuştur.

Kitlelerin uyuşturulup sindirildiği bir dönemde, toplumu pak ve temiz kanıyla küfre karşı harekete geçirmiştir. İslamî kavramların içinin boşaltılıp model olarak sunulduğu ahir zamanda, örnek yaşantısıyla inananlara yol göstermiştir. Aziz dava uğruna müberra ve mübarek kanıyla çorak toprakları yeşertmiş ve bereketlendirmiştir.

“Görevlerimiz vaktimizden çoktur” diyerek tarihe yön vermiş ve hürriyete giden yolun öncüsü olarak, geleceğe büyük bir miras bırakmıştır.

 

-Selman Sadık