Biz Kimiz?DosyalarÖne ÇıkanlarSelamSüleyman Karakaş

Milliyetçilik İslamcılığın Nesi Oluyor?

1.05BinOkunma

Merhaba,

Bu sayımızı hazırlamaya şu soruyla başladık: “Türkiye, içinde bulunduğu tarihi dönem itibariyle, fikri dağınıklık ve kimlik/aidiyet kaosundan nasıl çıkabilir?” Yazarlarımızla yaptığımız yüz yüze mütalaalar ve yazılan yazılar sonucunda -şahsım adına- özetle şu kanaatlere ulaştım:

Milliyetçilik ve İslamcılık, ilk bakışta birbirine hayli uzak duran kavramlar…

Bir defa, bu kavramların birer Batı Felsefesi kaynaklı “ideolojik” kavramlar olduğunu bir kenara kaydedelim. Yani, özgün/otantik hali ile İslam ilmi ve fikri geleneğinde “İslamcılık” diye bir kavram yok. Fakat bir fiili durum olarak, birçok Müslüman münevver kendini “İslamcı” olarak tanımlamakta bir mahzur görmemektedir.

Gelelim Milliyetçilik meselesine…

Milliyetçilik de Batı Felsefesi içinde boy salan ve kendine has mana sahası olan bir kavram. Mana kökü itibari ile ırkçılığa meyilli veya bizzat kendisi, felsefi ve sosyolojik manada ise “dil, etnik köken, inanç, tarih ve kültürel ortaklığa sahip bir topluma aidiyet hissi” olarak ifade edilebilir. 

18 ve 19. Yüzyılda kendi menfaatlerine uygun bir düzen kurmak isteyen Emperyalist güçler, Osmanlı gibi “imparatorluk”ları yıkıp, yerine ulus devletçikler inşa etmek istedi. Fransız İhtilali’ni kurguladılar ve bunun ideolojik rüzgârı ile çok uluslu Avusturya-Macaristan, Rusya ve Osmanlı “imparatorluk”larını vurdular. Kendileri bir yandan “toplama” usulü ile oluşturdukları Amerika “Birleşik” Devletleri’ni kurdururken, bu üç “imparatorluğu” ulus-devletçiklere bölerek, Dünya güç dengelerini kendi menfaatlerine çevirdiler. 20. yüzyıl, işte bu “yobaz” Amerika’nın bir sopa olarak kullanıldığı ve dünyaya Emperyal/gizli güçlerin nizamat verdiği bir yüzyıl olarak tarihe geçti.

İşte, bizim Milliyetçiliğimiz, böyle bir tarihi dönemin Milliyetçiliği olarak, her zamanki gibi dini ve milli his ve değerlerimizle harmanlanarak, yepyeni bir mana kazandı. 

Demem o ki Türkiye, Doğu-Batı ekseninde kendine yön aradığı 200 senelik macerayı sonlandırmak ve kendi kimliğini net bir şekilde ortaya koymak zorundadır. İşte, bu bağlamda, fen ve tekniği Batı’dan ve nerede bulursak oradan alsak da Doğu’ya ve İslam’a olan aidiyetimiz kesindir. Ve dahi, İslam’ın sancaktarlığı misyonundan dolayı Türk adını alan “dinî ve millî” bir topluluk olarak, tarihi mesuliyetimizi yerine getirmek durumundayız.

-Süleyman Karakaş