Genel

Sen Gerçekten İyi Misin?

1.4BinOkunma

Merhaba arkadaşım.

Bu seninle ilk buluşmam. Bu yüzden halini hatırını sorarak başlamak istiyorum.

Nasılsın, halin keyfin nicedir?

Elhamdülillah, bin şükür halimize, iyiyim, dediğini duyar gibiyim.

Sonra insani bir refleks olarak zihninden:

Siz nasılsınız hocam? Demek istediğini varsayıyorum.

Elhamdülillah bende iyiyim. Kötü olacak ne var ki şu ‘şu üç günlük yalan dünya’da. Hem eskiler ne güzel demiş; ‘İnsan iyi olur; iyiyim dedikçe’. Velhasıl sen de iyisin ben de. Ama gerçekten iyi miyiz ikimiz de? İnsan gerçekten iyi olur mu, iyiyim dedikçe?

Gel seninle “iç dünyamıza” kısa bir yolculuğa çıkalım. Önce kendimizi tanıyalım, sonra halimize bir bakalım…

  • Biz kimiz?
  • Eşrefi mahlukat (yaratılmışların en şereflisi) yani
  • İnsan kimdir peki?

İnsan düşünen, akleden, hesap eden bir varlıktır, diyebiliriz ve aynı zamanda insan; nisyandan gelir, yani unutandır hocam.

Psikolojik Olarak ‘iyi’

Evet, bunlar insanın sıfatları olabilir ama gel bir de insan için yapılan tanımlamalara bakalım. Bilimsel tanımlamalar, dönemlere göre farklılık göstermiştir. Bir dönem “insan biyolojik bir varlıktır”, başka bir dönem “insan sosyal bir varlıktır” son dönem de “insan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır” gibi tanımlamalarda bulunulmuştur. En son dönemde ise “insan; biyo-psiko-sosyo-spiritüel bir varlık” olarak tanımlamıştır. Yaşanan stresli olaylar karşısında insan; biyolojik, psikolojik ve sosyal savunma mekanizmalarının yanında, spiritüel kaynakları da kullanmaktadır.

Ne demek bu? İnsan biyolojik bir varlıktır. Yani bedeni olan, görülebilir, dokunulabilinen bir varlık. İnsan psikolojik bir varlıktır. Yani ruhu olan, duyguları olan, sevinebilen-üzülebilen, umut eden-kaygıya düşen, öfkelenen-bağışlayan ve benzeri iyi-kötü, doğru-yanlış her şeyi içinde barındırabilen bir varlıktır. Yine, insan sosyal bir varlıktır.

Etrafıyla iletişim halinde olan, başkalarıyla birlikte yaşamını sürdüren bir varlıktır. Ve insan, spiritüeldir. Yani, manevi yaşama odaklanan ve materyalist düşünceden tamamen uzaklaşan.

Araştırmalardan anlıyoruz ki insan aslında diğer insanlarla birlikte var olmak ve diğer insanlara faydalı olmak için yaratılmıştır.

Bu dört durum insanın kısa tanımıydı. Şimdi bilim dünyasının sağlıklı insanı, yani iyi olan insanı nasıl tanımladığına bakalım. Bilim ‘sağlıklı insan; biyo-psiko-sosyo-spiritüel açıdan tam iyilik halinde olan insandır’ diyor. Biraz açalım bu tanımı. Bedensel hastalıklarımız olsa bile, bu hastalıklar bizi hayattan koparmıyorsa bedenen sağlıklıyız, yani iyiyiz diyebiliriz. Öte yandan, hayatın inişli çıkışlı bölümlerinde psikolojik bir takım olumsuz duygular yaşıyor olsak dahi, bu

olumsuzluklar bizi eve hapsetmiyor veya yataklı hastane tedavisine mahkum bırakmıyorsa biz psikolojik açıdan çok kötü durumda değiliz, yani iyiyiz demektir.

Sosyolojik Olarak ‘iyi’

Gel gelelim sosyal olarak iyi olmaya…

Genelde ‘Sosyal olarak tam iyilik halinde olmak ne demek?’ diye seminerlerimde sorduğumda şu cevaplar gelir. “Yalnız olmamak, iletişim halinde olmak, insanlarla beraber olmak, organizasyonların içinde bulunmak vs.” Sosyallik kavramının bizde çağrıştırdığı manalar bunlar. Ama bilim dünyası sosyal olmayı çok daha farklı tanımlıyor ki; iyi ya da kötü olduğumuzu önemli oranda bu kısım belirliyor. Bilimsel tanımda sosyal olmak; bir başkası için karşılık beklemeksizin bir fedakârlıkta bulunmaktır.

Bir başkası için karşılık beklemeksizin fedakârlık, kulağa ne kadar hoş geliyor ama uygulaması bir hayli zor. Dışarıdan bakıldığında uygulanıyor gibi gözükse bile iç dünyamıza, yani niyetimize baktığımızda, bizi epeyce terletecek cevaplar gelebilir. Demem o ki; arkadaşım, bir başkası için karşılık beklemeksizin ufacık bir fedakârlık da olsun yapıyorsan, sosyal olarak iyisin, yapıyorsak iyiyiz.

Spiritüel Olarak ‘iyi’

Son olarak spiritüel (ruhani) açıdan iyi olmaya bakarsak; insan her türlü imkâna sahip olsa, hayatta istediklerine ulaşmış ve başkaları için sosyalliğin gereği olarak fedakârlık yapmış olsa da eğer manevi bir yaşamı ve o yaşamdan aldığı bir hazzı yoksa tam olarak sağlıklı insan olamaz.

ve o yaşamdan aldığı bir hazzı yoksa tam olarak sağlıklı insan olamaz.

İşte şimdi, ‘Nasılsın, halin nicedir?’ diye sorumu tekrarladığımda, yüreğin gürleyerek, içinde tatlı bir mutlulukla ‘Elhamdülillah iyiyim’ diyebiliyorsan; sen gerçekten iyisin demektir.

California Üniversitesi’nde sosyallik ile ilgili bir araştırma yapılıyor. Araştırmada bir kısım insanları yalnız, diğerlerini ise grupla birlikte bir odaya alıyorlar. On dakika odada tutuyorlar ve sonra onlara soruyorlar. Sizce kaç dakika geçmiştir? Yalnız kalanlar yirmi dakika geçmiştir, diye cevaplarken; grup içinde olanlar 3-4 dakika geçmiştir diyorlar. Yani, biz insanlarla birlikte vakit geçirdiğimizde, zaman bizim için daha keyifli oluyor.

Sonra bir kısım insanlara belli bir miktar para veriyorlar. Bu parayla kendinize bir şey alın deniliyor. Diğer bir gruba da aynı miktar para veriyorlar ve başkaları için bir şey almaları isteniyor. Gün sonunda bakıyorlar kimler daha mutlu? Diğer insanlar için paralarını harcayanlar çok daha mutlu çıkıyorlar. Bütün bunlardan anlıyoruz ki insan aslında diğer insanlarla birlikte var olmak ve diğer insanlara faydalı olmak için yaratılmıştır.

‘Aktif iyi’lerden misin?

Gerek insanın tanımlanmasına ve gerekse sosyal insanla ilgili araştırmalara baktığımızda, bu uğraşlar bizi, Kuran-ı Kerim’deki insan sınıflandırmalarına götürüyor. Şöyle ki; Araf Suresi 164. ayette Allah Teâla insanı üç grupta anlatıyor: Yoldan çıkmış sapıtmışlar, pasif iyiler ve aktif iyiler.

Yoldan çıkmış, sapıtmış olanlar; Allah’ın emir ve yasaklarını çiğneyenler olarak anlatılıyor. Pasif iyiler ise; Allah’ın emir ve yasaklarına uymalarına rağmen uymayanların uyarılmasını ‘düzelmezler diye’ gereksiz görenler. Yani, İslam’ın ana unsurlarından biri olan “İyiliği tavsiye ve kötülüğü men etmek” emr-i ilahisini bir şekilde yapmayan, ihmal eden kimseler. Aktif iyiler ise; Allah’ın emir ve yasaklarına uyanlar ve kendilerinden fedakârlık yaparak yoldan çıkmış sapıtmışları uyaranlar olarak tanımlanıyor. Yani hayır ve Hakk’ın tüm toplumda hâkimiyet sağlaması için çalışanlar.

Ayet-i kerimede pasif iyiler, aktif iyilere: ‘Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir azapla cezalandıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz sanki!’ deyince; aktif iyiler: ‘Rabbimiz katında bir mazeretimiz olsun diye; bir de sakınıp çekinirler ümidiyle’ diye cevap veriyorlar. Bu sınıflandırmalardan sonra 165. ayette ise  bu  üç  grubun  akıbetinden  bahsederek;  ‘İşte böylece  onlar  kendilerine  yapılan uyarıları gözardı edince biz de kötülüğü önlemeye çalışanları kurtardık, haksızlığa sapanları da yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü dehşetli bir azap ile cezalandırdık’ buyuruluyor.

Mutluluğun kaynağı: Fedakar ve Cefakar olmak

Burada dikkat edilmesi gereken nokta; kurtuluşa erenlerden bahsedilirken iyi olarak tanımlanmasına rağmen pasif iyilerin kurtulduğundan bahsedilmemesidir. Diyanet’in tefsirinde; “Müfessirler bu hususta iki farklı görüş ileri sürmüşlerdir. Bir görüşe göre kötü olmadıkları ve kötülere meyletmedikleri için onlar da kurtulacak; başka bir görüşe göre kötülüklerle mücadele etmedikleri için bunlar da kötülerin âkıbetini paylaşacaklar, onlar gibi azaba çarptırılacaklardır. Tefsirlerde nakledildiğine göre, Abdullah b. Abbas bunlar hakkında görüş belirtmeme yolunu tutmuş (tevakkuf etmiş), başka bir rivayete göre ise bunların da cezalandırılacaklarını söylemiştir.”

Demem odur ki arkadaşım; dünyada sağlıklı olmak için sosyal, yani fedakâr; ahirette karlı çıkmak için aktif iyi, yani cefakâr olmak lazım. Fedakârlığımız kadar sağlıklı ve mutlu; cefakârlığımız kadar da aktif iyi ve umutluyuz. İşte tam da bu noktada isek ‘Nasılsın?’ sorusuna; ‘Elhamdülillah çok iyiyim’ diyebiliriz.

Haydi o zaman, aktif iyi olmaya.

Haydi, sosyal açıdan tam iyilik halinde olmaya.

Haydi, önce ruhumuzu tamir etmeye, sonra ruhumuzda yaşadığımız güzellikleri sokaklara, evlere, liselere, üniversitelere ulaştırmaya.

Haydi,  ‘İstemez  misin  ey  Ömer,  dünya  onların olsun, ahiret de bizim? ’diye buyuran  Efendimiz’ (as)in cefakârlığına talip olmaya.

-Abdulaziz Yılmaz