GençlikÖne ÇıkanlarSalih Eğridere

Şeytana Pabucunu Ters Giydir!

1.07BinOkunma

Yerler ve gökler, içindeki her şeyle birlikte mümin kullar için yaratılmıştır. İman edenler var olduğu sürece dünya dönecektir. Bu sebeple, Allah’a iman üzerine odaklanan bir hayat tarzı, alternatifsiz hedefimizdir. Rabbimiz yarattığı her insandan bunu beklemektedir. Şeytan da son tahlilde Allah’a imanı yok etmek için çalışmaktadır.

Mü’min kulların imanını bitirme konusunda İblis, bizzat Allah tarafından serbest bırakılmıştır. Bu işi yaparken ikinci bir mü’mini kullanması da bu zamanın en büyük fitnelerinden biridir. Böylelikle iki mümini karşı karşıya bırakarak, çift başarı sağlamayı hedeflemektedir. Buna bir taşla birden çok mümin vurmak da denilebilir.

Dağıtan Değil Toparlayan Olmalıyız

Müminlerin akideleri, inançları üzerinden birbirlerine savaş açması, iman edenlerden başka herkesi sevindirmektedir. Bir mümin ile diğer bir müminin karşı karşıya gelmesi ve birinin diğerini sınır dışı etmesi, netice itibariyle iman davasının nefer kaybetmesidir. Biz dışlayarak değil, ancak toplayarak ve kuşatarak dinimize hizmet edebiliriz.

Müminlerin imanını tartışmak, bizim işimiz olamaz. İtikadımız, mümin olduğunu söyleyen biri- nin imanını, ne konuşmaya ne de sorgulamaya izin verir. Hangi isimle olursa olsun, “cehenneme gitme” damgası anlamına gelen gizli tekfirlerden

sakınmak durumundayız. Ümmet’ten bir kişinin azalmasından mutluluk duyacak kadar seviyesiz olamayız. Cennet de cehennem de Allah’ın ise hüküm bize ait olamaz.

İman davamıza bütün taktikleriyle operasyon yapan İblis’in oyuncağı olmamak için şu ilkeler doğrultusunda akidemizi, kardeşliğimizi, dinimizi ve cennetimizi korumak, bu zamanın muazzam cihad türlerinden biri olacaktır:

  1. İman kalptedir. Kalpler ile ilgili son karar mer- cii ise Allah Teâlâ’dır.
  2. İnsanlar hakkındaki  karar  Şeriat’a  göre  olur. Örfe, ekole, hocaya göre değil!
  3. Allah Teâlâ, kâfire karşı bile adil/insaflı olmayı emrederken, mümine karşı insaf şarttır. (Bkz. Nisa, 135; Mâide, 8)
  4. Peygamberler dışında masum insan yoktur. Hatadan dolayı adam silmek/çizmek
  5. Önce kendimizin cenneti kazanmak hedefi  ile meşgul olmamız ana iş olmalıdır. Başkasının ayak kaymasını tespit etmek yerine, kendi ayaklarımızın sabitliğine çalışmalıyız.
  6. Kullar niyet okuyamaz. Hüküm, bilinene/görülene göre verilir. İç duygulara göre, mahkeme bile karar
  7. Herkesin tenkit edilecek bir yanı vardır. Ahi- ret açısından son tenkidi yapacak “kul”
  8. Şüpheli durumlarda Müminlere araştırıp ince- lemek emredilmiştir. Hükümde acele etmek yasaklanmıştır. Gerçekliği belirlenemeyen, tahkik edilemeyen durumlar/bilgiler, Allah’a havale edilmelidir.
  9. Karar verirken asıl olan herkesi temiz kabul etmektir. Kirlilik sonra gelir. Esas olan tevhiddir, şirk sonradan oluşur. Doğruluk asıldır, yalan sonradan ortaya çıkar. Müslümanlar hakkında, hüsnü zan, sûi zandan önce
  10. Tecessüs (özel hayatı araştırmak) bu ümme- tin karakteri Birbirinin casusluğunu yapanlar, şahıslara değil, Ümmet-i Muhammed’e zarar verirler.
  11. Bir kişi/olay hakkında değerlendirme yaparken maslahat gözetilmelidir. “Ülkemiz/Ümmeti- miz ne kazanacak? Bunun insanlığa ne faydası olacak?” sorusu her durumda sorulmalıdır. Olayların/kişilerin teşhiri de bu gözle tahlil edilmelidir. Bir kilo ekmek elde etmek için bir ton buğday harcamak, mümin karakteri değildir.
  12. En büyük günahları dahi affeden Allah’ın, özür kabul etmez kulları olamayız. Hataları hoş görmek ve örtmeyi bilmek büyüklüktür. Geçmişindeki hizmetlerinden dolayı vefa gösterip hataları affedebilmek de Peygamberimizin peşinden gitme seviyesidir.Ülkenin/Ümmetin geleceğin- den önce bugününü temsil eden genç beyinler, Şeytanın sadece imanın temel esaslarına dair konuları gevşetmeye ve yok saymaya çalıştığını zannetme- melidir. Birbirlerinin imanlarını konuşan, arkasından çekiştiren genç nesil, İblis’in bu dönemde hayalini kurduğu gençlik proje- sidir. Bunu başarırsa başka bir şey yapmasına gerek kalmaya- caktır. Biz ise bunun farkında olmak  ve  şeytana pabucunu tersten  giydirmek zorundayız.

-Salih Eğridere