Öne ÇıkanlarSalih Eğridere

Coğrafya Akidemiz

791Okunma

Müslüman, kendisini İslam’a teslim edip İslam’a göre şekillenmeye söz veren insan demektir. Müslümanın üzerinde İslam’ın varlığının hissedilmesi kadar tabii bir şey yoktur. Bu, somut olarak İslam’ın yaşandığının en bariz işaretlerindendir.

Bir de Müslümanın, İslam’ın vermek istediği bakış açısını zihnen kavramış olması gerekmektedir ki görüntülerdeki İslam, kalplerde hayat bulsun.

Dinimizin emir ve yasaklarının hakkıyla uygulanması kadar, bu dinin gönderilme maksadını, kimlere gönderildiğini ve geleceğe dair mesajlarını özümsemek de imanımızın gereğidir.

İslam’ın son din olarak kıyamete kadar sürecek olması, Peygamberinin âlemlere rahmet vesilesi olarak gönderilmesi, bizim için teslimiyetimizi artıracak bilgilerdendir.

İslam, Allah’ın dinidir. Yaşasınlar diye insanlara gönderilmiştir.

Dini getiren Muhammed aleyhisselamdır. Dinin ilk ve en iyi yaşayanı olarak, değil sadece dünyaya, âlemlere rahmet için gönderilmiştir. (Enbiya, 107)

O’nu, Allah Teâlâ, insanlığın tamamına hitap etmek üzere göndermiştir. (Sebe, 28)

O (sallallâhu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzü benim için mescit kılındı. Benden önceki peygamberler kendi kavimlerine gönderildi, ben ise tüm insanlara gönderildim. ” (Buhârî, 438)

Yine, O’nun mübarek ağzından şu cümleler dökülmüştür: “Allah benim için yeryüzünü dürüp topladı, doğusunu da batısını da (her yerini) gördüm. Ümmetimin mülkü bana gösterilen yere kadar ulaşacaktır.” (Müslim, 7187)

Geleceğe ait mesajlarından biri de şudur: “Bu din, gece ve gündüzün ulaştığı her yere varacaktır, beton eve de kıldan yapılmış eve de girecektir.” (Müsned, 16998)

Zikrettiğimiz ayet ve hadislerden ortaya çıkan sonuçları şöylece sıralayabiliriz:

İslam sınırlandırılmış bir coğrafyanın dini değil, insanın olduğu her yerin dinidir.

Müslümanın coğrafya şuuru, âlemleri kuşatacak kadar yücedir. Bir bölgeye, kıtaya sığdırılamaz.

Bütün mekânlara ezan sesini ulaştırmak bizim dinimize özeldir.

İslam insanlığın dinidir. Her insanın fıtratında Müslümanlık karakteri mevcuttur.

İslam’ın otoritesi dünyanın her noktasına kadar ulaşacaktır. Bu da İslam coğrafyasının dünyanın her yeri olduğunun göstergesidir.

Doğusundan batısına, ekvatorundan kutuplarına kadar, insanın olduğu her yere İslam’ı götürmek biz müminlerin hedefi ve vazifesidir.

Âlemlere rahmet Hz. Peygamberin ümmetinin her ferdi yeryüzüne, gökyüzüne, toprağın altına hatta denizlerin dibine kadar İslam’ın rahmet yüzünü taşımakla mükelleftir.

Biz sadece müminlerin, mazlumların ıslahı için değil, mümin olmaya aday insanların hidayeti için de çalışmak zorundayız.

İslam’ı, zihninde birkaç bölgeden ibaret görenler, İslam’ın büyüklüğünü kavrayamamışlardır. Bu gerçeği anlayanlar, evlerini, memleketlerini terk etmiş, adım attıkları merkezleri İslam’a teslim etmişlerdir. Allah onlardan razı olsun, olmuştur da.

“Nerede Allah’ın adı ve hükümleri hatırlanıyorsa benim öz vatanım orasıdır.” diyen Hasan el-Benna’ya da Allah rahmet etsin.

-Salih Eğridere