Kategorisiz

Öncü Nesil Ashab-ı Kiram

836Okunma

Resul-i Ekrem Efendimiz (sav) tarafından bir yol gösterici olarak tayin edilen ve yıldızlara benzetilen Ashab-ı Kiram, yeni nesiller için en güzel örnek olmaya devam ediyor. Erdemlerin en güzellerini, faziletlerin en büyüklerini onların hayatlarından okuyoruz. Kahramanlık ve yiğitlik kavramlarını en güzel onlardan öğreniyoruz. Fedakarlığı, cömertliği, diğerkâmlığı onlardan öğreniyoruz.

Şan ve şeref namına milletimizin sahip olduğu ne kadar değer varsa, ecdadımızın onlardan miras kaldığından hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Ahilerin, alperenlerin ve dervişlerin taşıdıkları yüksek ruh, onların örnek alınmasıyla teşekkül etmiştir. Şayet öyle olmasaydı Viyana kapılarında ne işimiz vardı? Kuşkusuz ki cihattan cihada koşan ecdadımızı motive eden baş faktör; Kur’an-ı Kerim, Efendimizin hadis-i şerifleri ve sahabe menkıbeleri gelmektedir.

Bilhassa televizyon, internet ve radyo gibi basın yayın araçlarının olmadığı çağlarda her köyde, her beldede sahabe menakıpnameleri okunur, onlarla coşulur ve onlarla ağlanırdı. Diyebiliriz ki o çağlarda -hatta bundan takriben yüz yıl öncesine kadar- sahabelerle etkileşim çok daha üst düzeydeydi.

Ne Hadis Ne Ayet Tanıyorlar

Fabrika ayarlarımızla oynanması neticesinde, sahabeleri beğenmeyen, neredeyse peygamberine bile “Ne olmuş yani, o da bizim gibi bir insan” diyebilen bir takım türedi tipler ortaya çıktı. Sahabelerle olan gönül bağımız git gide zayıfladı.

“Sahabeler eleştirilemez mi?” diye söze başlayanlar, orada kalsalar iyiydi, işi iyice edepsizliğe kadar götürdüler. Elinde cep telefonu ya da kumanda ile koltuklarına kurulan bir takım kimseler, ömürlerini cihat ve gazalarda geçirmiş sahabeleri küçük düşürmek için ellerinden geleni yaptılar. Kendilerinin ilahiyatçı olmaları ya da adlarının başında birtakım unvanlarının olması hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Söyler misiniz bana Ashab-ı Kiram gibi örnek alınması gereken altın nesli de itibarsızlaştırırsanız geriye örnek alınacak kim kalıyor? Fakat adamlar yüzsüz… Kur’an-ı Kerim’i, Ashab-ı Kiram’dan daha iyi anladıklarını, Peygamber Efendimizi de onlardan daha iyi tanıdıklarını iddia ediyorlar. Bir şey akıllarına yatmayınca da ne ayeti dinliyorlar, ne de hadis-i şeriflere itibar ediyorlar.

Bu zavallılar son zamanlarda Buhari Hazretleri’ne karşı da taarruzu ileri düzeye götürmüşler. Buhari’ye olan güveni sarstıkları zaman sünneti daha kolay devreden çıkartabileceklerini düşünüyorlar. Bu gibi kötü niyetli projelerin farkında olmalı ve Ashab-ı Kiram’ı gökteki yıldızlar gibi başımızın üstünde tutmalıyız. Onların sadece isimlerine bile aşina olmak bizler için büyük bereketlere vesile olacaktır.

Biz de bu niyetle, muhterem hadis alimi Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir hocamızın kaleme aldığı, El Edebül Müfred Tercüme ve Şerhi adlı eserdeki sahabe efendilerimize dair bazı bilgileri derleyerek bir araya getirdik. İşte onlardan bazıları:

Abdullah İbni Mesud (Radıyallahu Anh)

Kafirlerin yasaklamasına rağmen dövülmeyi göze alarak Kabe’de ilk defa herkesin duyacağı şekilde Kur’an okudu.

Abdullah İbni Ömer (ra)

Fahri Alem Efendimizi çok sevdiği için onun vefatından sonra namaz kıldığı yerleri öğrenip oralarda namaz kılar, yürüdüğü yollarda yürür, gölgelendiği ağaçların altında oturur ve onları sulardı.

Abdullah İbni Abbas (ra)

Resul-i Ekrem’in hanımı Hazreti Meymune onun teyzesi olduğu için bazı geceler Efendimizin evinde yatar, Resul-i Ekrem’in nasıl ibadet ettiğini öğrenir ve o da öyle ibadet etmeye çalışırdı.

Ebu Hureyre (ra)

Fakir Müslümanlarla birlikte Mescid-i Nebevi’de Suffe denilen yerde yatıp kalkardı. Gece gündüz Peygamber Efendimizden ayrılmaz ondan duyduğu hadisleri öğrenip ezberlemeye çalışırdı.

Abdullah İbni Amr İbni As (ra)

İbadet etmeyi çok sevdiği için her gün oruç tutar ve Kur’an-ı Kerim’i her gün hatmederdi. Peygamberler Sultanı Efendimiz, onu bu konuda uyardı, ona günaşırı oruç tutmasını ve Kur’an-ı Kerim’i haftada bir hatmetmesini tavsiye etti.

Mugire bin Şu’be (ra)

Hazreti Ebu Bekir zamanında yapılan Yemame savaşına katıldı ve bu savaşta bir gözünü kaybetti. Hazreti Ömer devrinde Suriye ve Irak fetihlerinde bulundu. Basra ve Küfe valiliği yaptı.

Ebu’d Derda (ra)

Hazreti Ebubekir devrinde yapılan Yermük harbinde ordu kadısı olarak görev yaptı. Hazreti Ömer devrinde Şamlılara Kur’an-ı Kerim kıraatini ve Hazreti Peygamberin sünnetini öğretmek üzere oraya gidip yerleşti. Daha sonra da Şam kadısı oldu, Şam’da vefat etti.

Sa’d İbni Ebi Vakkas (ra)

Peygamber Efendimizin katıldığı bütün gazvelerde bulundu. Çok iyi ok atardı. Küfe şehrini o kurdu ve orada valilik yaptı. İslam tarihinin en önemli savaşlarından biri olan Kadisiye savaşının başkumandanıydı.

Eba Eyyub El Ensari (ra)

Resul-i Ekrem ile birlikte bütün gazvelere katıldı. Efendimizin vefatından sonra yapılan bütün savaşlarda, özellikle Mısır, Suriye ve Filistin’in fethinde, Kıbrıs seferinde bulundu. İhtiyarlık döneminde bile her savaşa iştirak etti. İstanbul kuşatmasına katıldı, kuşatma devam ederken İstanbul’da hastalanıp vefat etti.

Abdurrahman İbni Avf (ra)

Cahiliye devrinde bile içki içmez güzel ahlakıyla tanınırdı. Habeşistan’a hicret eden Müslümanlar arasında o da vardı. Uhud Savaşı’nda aldığı yaralar sebebiyle topal kaldı.

Enes Bin Malik (ra)

On yaşında Fahri Alem Efendimiz’in hizmetine başladı ve bu hizmeti on yıl sürdü. Peygamberimizin hatıralarına çok önem verirdi. Ona ait bir çubuğu ve mübarek saç telini yanından hiç ayırmazdı.

Ebu Zer El Gıfari (ra)

Fakir olduğu için Suffe Ashabı’yla birlikte Mescid-i Nebevi’de kalırdı. Peygamber Efendimiz’in develerine çobanlık etti. Hayatı boyunca zengin Müslümanların mallarını fakirlere harcamaları için uğraştı durdu.

Ebu Musa El Eşari (ra)

Sesi pek güzeldi. Allah Resulü onun sesini Davut Peygambere verilen güzel sese benzetirdi.

Sehl İbni Amr El Hanzaliyye (ra)

Resulullah’ın bütün gazvelerinde yer aldı. Cemaatle namaz dışında insanların yanına pek çıkmaz, tek başına yaşamayı tercih ederdi.

Selman-ı Fârisi (ra)

Peygamber Efendimizin sevgi ve takdirini kazandı. Allah Resulü ona “Selman bizden, Ehl-i Beyt’tendir” diye iltifat buyurdu.

Ammar İbni Yasir (ra)

Hem Ammar, hem babası Yasir hem annesi Sümeyye ilk Müslümanlardandı. Her üçü de köleydi. Müşrikler onlara ağır işkenceler yaptı. Annesi babası işkence edilirken şehid oldu.

Ebu Berze El- Eslemi (ra)

Çok merhametli bir insandı, yoksullara yardım etmeyi pek sever, onlara sabah akşam yemek verirdi. Çok ibadet ederdi. Gece namazlarına aile fertlerini de kaldırırdı.

Huzeyfe İbnü’l Yeman (ra)

Peygamber Efendimiz Huzeyfe radıyellahü anh’a ileride olacak bazı fitneleri ve münafıkların adlarını bildirdi. Bu sebeple o “Resulullah’ın sırdaşı” diye anılırdı.

Ebu Ubeyde Bin Cerrrah (ra)

Peygamber Efendimiz onun hakkında “Bu ümmetin emin (en güvenilir adamı) demiştir. Yaşadığı sürece İslamiyet’e büyük hizmetler yaptı.

Usame Bin Zeyd (ra)

Resulullah onu çok sevdiği için Resulullah’ın sevgilisi anlamında “Hubbu Resulullah” diye tanınmıştır. Resulullah onu 18 yaşındayken önde gelen sahabelerin de olduğu bir orduya kumandan olarak atamıştı.

Osman İbni Ma’zun (ra)

Resul-i Ekrem’in sütkardeşiydi. Bedir gazvesine katıldıktan bir müddet sonra vefat etti. Medine’de ilk vefat eden Müslüman o oldu. Fahr-i Alem Efendimiz onun vefatına üzüldü ve ağlayarak yüzünü öptü.

Allah cümlesinden razı olsun. Bizlere de onlara tabi olmayı nasip eylesin.

Aydın Başar