CoğrafyamızMiraç ÇölgezerÖne Çıkanlar

Afganistan ve Taliban Hareketi

926Okunma

Asya’nın güneyinde bulunuyor Afganistan. Kuzeyde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan; doğuda Çin’in işgali altında olan Türkistan ile Pakistan; batıda ise İran’a komşu. Başkenti Kabil. Nüfusu ise 30 milyonun üstünde. 10’dan fazla etnik grubun bulunduğu ülkede, nüfusun çoğunluğunu Peştular oluşturuyor. Ülkede ayrıca bir Afgan grubu yok. Afganlar denildiğinde Peştular kastediliyor.

Sovyet İşgali
Bulunduğu stratejik konumdan dolayı tarihi boyunca İranlılar, Moğollar, İngilizler gibi büyük devletlerin sömürgesi altına giren Afganistan, son olarak 1979 yılında Sovyet Rusya tarafından işgale maruz kalır. Sebepse herkesçe malum olan sıcak denizlere inme hayali…
10 yıl boyunca devam eden işgal; Rusya’nın uluslararası arenada yalnız kalması, Afganistan’ın; ABD ve Pakistan tarafından destek görmesi gibi etkenlerden dolayı Sovyet askerlerinin Afganistan’dan çekilmesiyle sonuçlanır. Savaş sonunda Rusya tarafında 15 bin kişi yaşamını yitirirken, Afganistan tarafında bilanço oldukça ağırdır; yaklaşık 2 milyon şehit, 2 milyon yaralı,5 milyondan fazla göçmen, yüz binlerce dul ve yetim…
Sovyet işgali 1989 yılında sona erse de, Afgan halkı için huzur ve istikrar sağlanamaz. İşgali püskürtmek adına oluşturulmuş Afgan mücahit grupları, Sovyetler çekildikten sonra işgalin açtığı derin yaraları onarmak yerine, oluşan siyasi istikrarsızlıkları fırsat bilip iktidar mücadelesi vermeye başlarlar. İşgalin sona erdiği 1989 yılından 1994 yılına kadar devam eden bu süreç 30 bin Afgan’ın ölümüne sebep olur.
Taliban Hareketi’nin Ortaya Çıkışı
Afgan halkı, ülkede bir türlü tesis edilemeyen barış ve huzur ortamından, ardı arkası kesilmeyen istilalardan ve bitmek bilmeyen iktidar mücadelelerinden usanmış durumdaydı. İltica edebilecekleri bir güç, sığınabilecekleri bir dal arıyorlardı.
1994 yılına gelindiğinde, kendilerine Taliban yani “öğrenciler” diyen bir grup medrese talebesi bir hareket başlattı. Diğerlerinden farklı olarak bu hareket, halka ihtiyacı olan barış ortamını tesis edecekti. Bunun yanı sıra karışıklık çıkaran ve gözü iktidarda olan Sovyet Savaşı’ndan kalma gruplarla savaşacak ve halkın hasret kaldığı Afganistan’ı onlara sunacaktı. Hareketin lideri Molla Ömer şu cümlelerle ifade ediyordu ortaya çıkış gerekçelerini;
“Yaklaşık yirmi öğrenci arkadaşımla birlikte Kandahar’daki bir medresedeydim. Fesat, hırsızlık, yağmacılık ve cinayet çok yaygınlaşmıştı. O günlerde Afgan halkı her şeyin iyi olabileceğine dair inancını yitirmişti. Allah’a tevekkül ettim ve bu öğrenci arkadaşlarımla birlikte çalışmaya koyuldum.”
Liderinin de amacını bu şekilde ifade ettiği hareket, halkın içinde bulunduğu keşmekeş yapının da etkisiyle, gün geçtikçe daha çok taraftar topladı. Başlangıçta sayıları elliyi bulmazken, bir yıl gibi kısa bir sürede Afganistan’ın çoğunda söz sahibi olacak bir hale geldi. Bu engellenemez ilerleyiş, önceleri diğer mücahit gruplar ve mevcut yönetim tarafından püskürtülmeye çalışılsa da; gerek halkın teveccühü gerekse aldıkları dış desteklerden dolayı istenilen düzeyde netice alınamadı.

Hareketin Yapısı Değişiyor
Ortaya çıkış itibariyle herhangi bir siyasi saikle birlikte olmadıklarını, sadece mevcut kargaşanın bertaraf edilmesi için bu hareketi başlattıklarını söyleseler de, ülke çapında taraftara ulaştıktan sonra yönetimi ele geçirme arzusu kabarmış Taliban Hareketi’nde. 1995 yılında içlerinde başkent Kabil’inde bulunduğu üç büyük Afgan şehrini ele geçirirler. 1997 yılına gelindiğinde dönemin hükümeti; Rabbani rejimine alternatif haline gelirler ve Ekim 1997 tarihinde ülke yönetimini ele geçirirler.
Bu tarihten sonra hareketin lideri olan Molla Ömer’e Efendimize (sav) ait olduğu söylenen harmaniyi giydirerek Ömer’i, Taliban Hareketi’nin tartışılmaz lideri ve “Emir-ül Müminin” olarak kabul ederler. Bununla kalmayan Taliban mensupları ülkenin adını da; Afganistan İslam Devleti yerine “Afganistan İslam Emirliği” olarak değiştirirler.

Halk Umduğunu Bulamıyor
İktidarın kavgasını değil, huzur ve barışın kavgasını vereceklerini söyleyerek başa geçmişlerdi Taliban Hareketi. Ve daha da önemlisi “ölçümüz şeriat” diyorlardı. Önceleri Afgan halkı için gayet cazip görünüyordu. Fakat iktidarı ele geçirdikten sonra renk değiştirmişti Taliban. Halka karşı; şiddet, baskı, zulüm sanki devletin resmi politikası haline gelmişti. “Şeriatı uyguluyoruz” diyorlardı ama yaptıkları halkı dinden soğutmaktan başka bir işe yaramıyordu. İşte o sözde uygulamış oldukları şeriat hükümlerinden birkaçı;
Önceden var olan tüm kız okulları kapatılacak.
Spor ve oyun dahil her türlü eğlence yasaklanacak.
Kadınlar alışveriş için dahi olsa sokağa çıkmalarına müsaade edilmeyecek. (Bu hüküm, Afganistan’da savaş mağduru yüz binlerle kadın ve çocuğun açlıktan ölümüne sebep olmuştur.)
Fotoğraf ve video çekmek yasaklanacak. (Kaynak, AA)
Bunlar gibi daha nice şeriatın özüyle bağdaşmayan hükmü ihtiva eden yönetim biçimleri, halk tarafından tepkiyle karşılaşmıştı. Ülke halkı, bağımsızlığından bu yana belki de ilk defa bu kadar baskıya maruz bırakılmıştı.

ABD’nin Taliban Politikası
Taliban’ın engellenemez ilerleyişinden bahsederken dış faktörlerin de olduğunu söylemiştik. Bu faktörlerden en büyüğü hiç şüphe yok ki ABD’dir. Fakat ABD’nin Taliban politikası zaman içinde değişkenlik arz eder.
Önceleri hareketin büyümesi ve uluslararası arenada söz sahibi olması adına silah ve parasal yardımlarda bulunan ABD, Taliban çıkarlarına uygun hareket etmeyince vermiş olduğu tüm desteği geri çeker. Bununla da yetinmeyip 2001 yılında gerçekleşen 11 Eylül saldırılarının faili olarak gösterdiği El-Kaide lideri Usame Bin Ladin’i vermediği gerekçesiyle Taliban’a savaş açar.
Taliban bu tarihten sonra ABD tarafından, ülke bütünlüğünü bozmak ve teröre destek vermekle suçlanır olur. Ve bu gerekçelerle NATO’nun da desteğini alan ABD, 7 Ekim 2001 tarihinde gerçekleşen harekat sonucu Taliban rejimini devirir. Sonrasında ise BM öncülüğünde yapılan antlaşma ile Hamid Karzai başkanlığında geçici bir hükümetin kurulması kararlaştırılır.

Ve Bugün
1997 yılından 2001 yılına kadar Afganistan’ı yöneten Taliban, ABD’nin düzenlemiş olduğu harekat ile devrilse de 2002-2005 yılları arasında yeniden toparlanır. 2014 yılına kadar ABD’ye karşı devam ettirdiği saldırılarına bu tarihten sonra “kukla hükümet” olarak nitelediği mevcut Karzai hükümetini de ekler.
Günümüze kadar hala devam eden bu çatışmaların bedelini de yine masum, mazlum halk öder. Çünkü ne ABD yalnızca Taliban’ı hedef alır ne de Taliban yalnız ABD’yi. Yüz binlerce sivil yok yere yaşamını yitirir.
Artık bir sivilin bile kaybını kaldıramayacak derecede olan Afgan halkı, kalıcı huzura kavuşmak istiyor. Ülkelerini kimin yönettiği, kimlerle işbirliği içinde oldukları pek de umurlarında değil. İstedikleri sadece huzur ve barış…

Miraç Çölgezer