Abdulhamit GülerAnadoluyu MayalayanlarSinema

Çare Arayan Sanatın Çırası Nokta

631Okunma

Sinemanın imkanları, hayatın imkanları kadardır. İnsana sunulan milyonlarca yıllık birikim, sanat eliyle yeni eserler doğurur. Sanatkar (özelde de sinemacı) hayatla kurduğu irtibat mesabesinde özgünlüğünü var edebilir.

İnsanı gözlemleyemeyen, insanla, gözleme dayalı bir ilişki kuramayan, ilişkisini kendi iç dünyası dışında etkenlere mahpus kılan sinemacının özgünlüğünden bahsedemeyiz. Bu irtibatı toprak ile de zenginleştirmeliyiz. Toprağına, doğasına, duasına, rüyasına, hülyasına, insanının dünyasına dair gözlemi ve özlemi olmayan sanatkarın üretimi de o denli çaresiz kalır. Evet, doğru ifade bu sanırım; çaresizlik…

Toprağı, insanı, geleneğiyle barışık sinemacıların filmleri de aynı oranda çekici oluyor. Derviş Zaim bu isimlerden biri. Tabutta Röveşata ile başlayan sinema serüveninde gelenek ile bağını her filminde daha çok kuvvetlendiren Zaim’in yolculuğunda Nokta filmi apayrı bir yerde duruyor. Hat sanatının doğduğu nokta ile güçlü bir metaforik bağı bulunan filmin açılış sahnesi de böyle…

Hikayesinden yöntemine kadar özel bir çalışma olan Nokta’da bir zamanlar işlediği bir suç yüzünden azap çeken ve çektiği azaptan kurtulmaya çalışan bir adamın hikayesine odaklanıyoruz. Esas oğlanımız Ahmet, yakın bir arkadaşının ön ayak olması ile tarihi değeri yüksek bir Kuran’ın çalınmasına istemeden bulaşır. İradesi dışında gelişen bu olay hiç istemediği bir noktaya sürükler kendisini. Yaşadığı tam manasıyla sürüklenmedir. Fakat ilerleyen süreçte -ister istemez- cüzi iradesinin de sonuçlarıyla karşılaşacaktır.

Geleneksel İslam sanatlarından hat, Nokta’da hikayenin de yöntemin de omurgasını oluşturuyor. Bir noktadan doğan sanat ürünü filmin yöntemine de ilham olur. Filmi baştan sona tek plan olarak izleriz. Esasında farklı bölümler şeklinde çekilen film, Tuz Gölü’nün sonsuz beyaz fonu ve gökyüzünün imkanı çerçevesinde tek parça olarak resmedilir.

Sözlük manası da uzun ve doğru bir yol olan hat, Arapça’da da çizgi veya bir satır yazı manasına gelir. Doğrusal bir hendese, yollara açılan yol, bitmemenin bitememesi, bitmemesi gereken ve birliktir hat… İslam düşünce ve manasının birlik olarak nitelediği nokta, hattın doğuşudur. Noktaya ulaşmış olan sonsuzluğa yol almaya başlamıştır. Yani başlamak, başın başına yoldur. Uzundur ve birdir.

İnsanın, insanı ve eşyayı anlanlamdırma yolculuğunun da simgesidir, bu formülasyon. İnsan miktarıncadır. Zengindir. Zenginliktir.

Bu manayı biçimsel olarak forma dönüştürmek, anlam arayışıyla kurulan samimi ilişkinin sonucu olabilir. Nokta filmi de yöntem ve mahiyet itibariyle anlama uzanan bitimsiz istikametin örnekliğini temsil ediyor.

İnsanın, insan olarak kalabilmesinin zorluğudur temel mesele. Yani tam da kulluk tarifinin giriş hitabıdır. Muhatabı insan olan sanatın, insandan doğan alem tasavvuruna katılımıdır.

Âdi bir suç etrafında dönen, suç ve ceza meselesini özne bağlamında irdeleyen Nokta, Derviş Zaim sinemasının arayışa odaklı serencamının da zirvesinde diyebiliriz. Zaim, soru soran ve sorunun peşinde olan bir sanatkar olarak eserlerinde cevaba da yer veriyor. Bazı filmlerinde cevabın fazlalığı itibariyle arayışının sekteye uğradığını düşünsem de Nokta özelinde üst düzey bir sinemanın somut manzarasıyla karşı karşıyayız.

Soran, sorgulayan, soru sormayı bırakmaması gereken sanatkarın cevaba değil de muhatabında doğuracağı yeni sorulara odaklanması gerekir. Bu minvalde Nokta, Türk Sineması’nda bambaşka bir yerde duruyor.