Genç Kalemler

Bir Şehri Tanımlamak

867Okunma

Bir şehri tanımlamak için önce şehrin bir türlü ışık vermeyi bilmeyen sokak lambalarından başlamak gerekir…

Bazen, o yanmayan sokak lambaları, duvarlarla konuşanların sığınağı olur.

Bazen, anlaşılmasını isteyip ama hep dolandırdığımız cümlelerin sonuna koyduğumuz üç nokta gibidir.

Kimi için “İyi ki yanmıyor!” diyecek kadar sığınmacı, kimi için de “Yine görmezden gelmişler!” diye isyan cümlesi kurduracak kadar önemlidir.

Bir şehri tanımlamak için yağmurun, insanları eşit ıslatıp ıslatmamasına bakmak gerekir…

Yağmurla umudu aynı cümlede kullananları ve umudunun adını “yarın” koyanları değerlendirdiğinde anlarsın…

Pişmanlıkların dizilmesinden, adının belki özlem belki de hasret konulmasından bilirsin ama öznesi “umut” olan cümlelerden anlarsın, bir şehri…

Pamuk tarlasındaki işçi ile bugün farklı tatta puro içecek adamın, yağmura bakış açısının samimiyetine bölünmesinden çıkan sonuçta tanımlayabilirsin, bir şehri…

Bir şehri tanımlamak için köprü üzerindeki seyyar satıcının öğle yemeğine bakman gerekir…

Bazen bir buçuk döner olur, bazen de eve fazla para götürebilmek için simit ve ayran olur…

Ama hep delikanlı, karakterli ve hep tatlı olur…

Bir şehri, seyyar satıcının sabırlı bekleyişinde de anlayabilirsin, bazen de akşam eve giderken boynunun büküklüğünde…

Bir şehri anlamak için toplu konutlara baktığın kadar varoşlara da bakman gerekir…

Mahalle arasında taşlardan direk yapılarak kurulan kalelerde gazozuna maç yapılmasından, çok şey anlarsın…

Saklambacı, sek seki, yakar topu, yedi kuleyi tarihsel sürece ayırıp, sonunu toplu konutlara dayandırırsan, bir şehri o zaman anlarsın…

Bir şehri tanımlamak için merkez caddede veya bir caminin önünde bekleyen tartıcı çocuğu görmek gerekir…

“Hani, çocukları pisten çekiyorduk” diye isyanımız artar…

Çocuklar, sadece düğün dernek kurulunca mı piste muhatabımız oluyordu?

Bu geçim pistinde çocukları da görebiliyorsan, ne şehri anlayabilirsin ne de insanı…

Bir tartıcı çocuğun masumluğunda bir şehri tanımlayabiliyorsan tanımla, hadi!…

Atalay Yalınız