Havadis-i TÜGVAHürriyetini Göğsünde Taşı!

Kuran Ahlakı Gençlikte Vücut Bulacak

1.21BinOkunma

Bu raporu yazmamızın temel amacı Üstad’ın eserlerinden edinilen bilgiler ışığında İslam inkılap ruhunun ihtiyacı olan çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Bu ruhun ateşini fitilleyecek baş saik ahlaktır. Çünkü ahlak bireyin hayatını şekillendirir; onun davranışlarına istikamet tayin eder.

Dünyaya gelen her çocuk İslam ahlakı üzerine doğar, onu sonradan ailesi müspet yahut menfi manada etkiler. Bu etkinin yansıması Doğu ve Batı’da farklı şekillerde cereyan eder. Doğu’nun ahlakı Hz. Peygamber (sav)’in yaşayarak ortaya koyduğu tek hakikat üzerinden gider. Batı’da ise pratik doğrulara ve içinde bulunulan ana göre, yani işine gelindiği gibi zuhur eder.

Gençlik, ahlaklı ve aksiyoner olmalıdır

Tüm dünya görüşlerinin özü, bize göre ahlakla temellendirilmiştir. Günümüz TDK lügatinde ahlakın karşılığı şöyle ifade edilmiştir: “Mutlak olarak iyi olduğu düşünülen veya belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları bütünü.” Üstad’ın lügatinde ise ahlak, ancak İslam’la yoğurulduğunda ahlaktır. Bu da Kuran ahlakıdır. Kuran ahlakını yaşatacak olan da gençliktir. Büyük Doğu Mimarı Necip Fazıl’ın dediği gibi, İslam İnkılabının ruhunu dökeceği kalıp gençliktir. Ve biz bu gençliğin, ahlaklı ve aksiyoner gençlik olması gerektiğini savunuyoruz.

Günümüzdeki ahlakın ilk olarak tarihsel sürecini ele aldık. Dikkatinizi Afrika siyasi sınırlarına çekmek isteriz. Haritaya baktığımızda sınır çizgileri keskindir çünkü Batı tarafından cetvelle çizilmiştir. Oysa vatan, cetvelle çizilmiş sınırlar değil, Osmanlı’da gördüğümüz gibi gönüllerin fethedildiği coğrafyalardır. Büyük Doğu ahlakı, ki ulaştığı bütün sınırlarda sınırsız merhameti yaymış, Batı ahlakı, ki insanın ruhunu yok sayıp adeta onu bir makineye dönüştürmüş. Onların hem vatanlarını hem de ruhlarını sömürmüştür.

Bu sömürgeciliği ileriye taşıyıp Dünyada buhranlara sebep olmuştur. İhtilaller de savaşlar da bunun kanıtıdır. Savaşlar bitse de yeni sınırlar çizilse de buhran başka suretlerde devam etmiştir. Bu suretlere bürünenler ise günümüzde yaptıkları yobazlıklarla var olmuşlardır. Bu yobazlıklar, kaba softa ve ham yobazlıktır.

Geçenlerde Kartal’da yaşanan imar ve şehircilik ahlaksızlığı bizim kendi yobazlığımız iken, Batı’daki küfür yobazlığı ise Yeni Zelanda olayı ile bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Başka örneklerle de ahlaksızlığı somutlaştıracak olursak, Şam’daki caminin yanmasına Dünya sessiz kalırken Notr Dame Katedrali’nin yanmasında sessiz kalınmamıştır. Batı’nın ağzına pelesenk olan ahlak nerededir? Onun ötesinde, yaşayamadığımız İslam ahlakı nerededir?

Ahlak günümüze nasıl tatbik edilecek?

İslam ahlakının bin bir sütun üzerinde bulunan ahlak çatısının dört ana direği; ihlas, aşk, fedakarlık ve merhamettir. İhlassız aşk olamayacağı gibi, aşksız da fedakarlık olmaz. İhlas Allah’ın maksadının kulun maksadı haline gelmesidir. Bu da Batı’nın materyalist ve pragmatist ahlakı yerine Allah’ın rızasını esas alan bir anlayışla olacaktır.

Allah’ın maksadını maksadı yapan ihlaslı genç ahlak çatısının ikinci direği olan aşka erebilecektir. Üstad’ın tavsif etmesiyle; isarı kendine şiar edinen, aşka erişmiş, aşkla çalışanın yorulmayacağı idrakinde bir genç ahlakın son basamağına adım atmıştır. Bu son basamak olan merhamet öyle bir haslettir ki en ahlaklısından bedenim cehennemde büyüsün, ehli imana yer kalmasın dedirtmiştir. Aynı zamanda zalime merhametin, mazluma zulüm olduğunu bilen ham yobaz kaba softa tavrından uzak, her şeyi yerli yerine koyan muvazeneli İslam nizamıdır.

Bizim cemiyetimizin ve cemiyetçiliğimizin kadrosunda başıboş tek kum tanesi, tek buğday tohumu, tek keçi yavrusu ve tek insanoğlu aramayınız. Ahlak seferberliğine talip olan gençler için, Kuran ahlakıyla yoğurulmuş, tek kanatla Büyük Doğu ruhuna erişemeyeceğinin farkında olup İslamî ilimler merkezli pozitif bilimleri bünyesinde barındıran söz sahibi tek bir ferdini bile göz ardı etmediği ahlaklı ve aksiyoner bir gençliğe yol gösterici teşkilatlanmalar kurulmadır.

Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere, özü olarak ele aldığımız konunun, her şeyin temelinde olup dünya görüşlerinin tamamını ihtiva ve ihya ettiği sonucuna varılmıştır.