Kategorisiz

Lise çağları

594Okunma

Lise yılları, mantıktan daha çok duyguların ön planda tutulduğu bir dönemdir. Bu sebeptendir ki o günlerde yaşanan güzel anlar üzerinden yıllar geçse dahi kolay kolay unutulmaz. Hatırlandığında tebessüm ettirir insana. Dostlukları da bir hayli kuvvetlidir o yılların. Ömür boyu süren nice dostluklar oluşturur lise muhabbeti.
Bu dönemde mantıktan çok duygu ön planda olduğu için, kimi zaman duygulara gem vuracak, sınır tayin edecek bir üst akıl da varlığını gösteremez. Mesela merak duygusu. Özü itibarıyla ilme, araştırmaya, kendini geliştirmeye köprü olan bu duygu, sınırı gözetilmediğinde, “Bir kereden ne olur ki!” düşüncesiyle olur olmadık şeyleri kurcalamaya sevk edebilir.
Ve o bir kereler bazen, hayatın devamını karartmaya yetebilir. Bu karanlık girdaba girmemek için attığımız adımlara, sonunu görmeden verdiğimiz kararlara dikkat etmemiz gerekmektedir. Duygulara yön veren bir diğer faktör de çevredir. Hele lise çağlarında, hepsinden daha önemlidir çevre. Özellikle bu dönemde güzel insanlarla beraber olmaya, gençliğimizi bize rehber olacak kişileri timsal alarak geçirmeye özen göstermeliyiz.
Tabii timsal denince akla ilk Asr-ı saadet gelir. Efendimiz (sav)’in güzide sahabesinden, daha tüyü bitmemiş delikanlılarken Müslüman olanları biliyoruz; Zeyd bin Harise İslam’la şereflendiği zaman 15 yaşındaydı. Zübeyr bin Avvâm 16, Sa’d bin Ebî Vakkas ise 17’sindeydi. Ve daha niceleri…
Yine Çanakkale’deki 15’lileri bilmeyenimiz yoktur. Hani şu gençliğinin baharında şehadet şerbeti içen 15’liler. Çanakkale savaşı akabinde yıllarca mezun veremeyen liselerin talebesi olan 15’liler. Bugün; “Nerede o gençler, şimdiki gençlerin aklı beş karış havada!” gibi sözler işitebiliyoruz. Oysa bu misaller bize hâlâ yabancı gelmiyor. Tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi. Lise çağındaki Abdullah Erol Olçok’un, Mahir Ayabak’ın kurşunlara nasıl yürüdüğünü hepimiz biliyoruz. Trabzon’da Eren Bülbül’ün gösterdiği kahramanlık hâlâ gözlerimizin önünde duruyor.
Fatihlere ihtiyacımız var!
Ey liseli kardeşim, ağabeyin olarak sözüm sanadır. Çevrende seni kösteklemeye çalışan kimseleri sakın işitme. Kalbindeki imanı diri tut. Bu sana yetecektir. Diri tut ki seni hakikate götürsün. Bugün kendilerini “Üstad”, “Hoca”, “Reis” gibi ünvanlarla andığımız kişilerin lise yıllarını çok iyi değerlendirdiğini görüyoruz. Senin de gençliğini en güzel şekilde değerlendirmen gerekiyor. Çünkü milletimizin yeni Alparslanlara, Ertuğrullara, Osmanlara ve Fatihlere ihtiyacı var.
Genç dediğin uyanık olmalıdır kardeşim. Ona karşı yapılan tuzaklara kanmamalıdır. Zamana hakim olmalıdır. Genç her şeyden önce kendisine gelen mesajlara uymalıdır. Geçmişini bil ve bir an olsun unutma. Ecdadını tanı! Çevrene bir bak! Senin için çalışan bir kainat var. Oku ve tefekkür et. Gerçekten de akledenler için ibretler var. Ve ayağa kalk! Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle “Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik…” olmanın yollarını ara.