Dosyalarİsmail Öz

Kuşat Bizi Ey Ramazan-ı Şerif!

494Okunma

 

Maalesef bir Ramazan-ı Şerifimizi de tarihe böyle not düşmek varmış. Tabii hayrın ve şerrin nereden geldiği bilincini de kaybetmeden şunu ifade etmek gerekiyor: “Hayır bildiklerimizde şer, şer bildiklerimizde de hayırlar vardır.” diyen ilahi mesajlarda, Müslüman için şaşırabileceği ihtimallerden bahsedilir.

Yan yana gelebildiğimizde ve bunu da hiçbir kısıtlamaya tabii olmadan yapabildiğimizde, bir araya gelebilmenin kıymetini yeteri kadar anlayamamış olabiliriz. Oysa bir virüs sebebiyle zorunlu ayrılıklar yaşadığımız bir süreç, şimdi bize bu karşılaştırma imkanını sunuyor. Muhasebe ve murakabe yapma imkanını yakaladığımız “zorunlu ev karantinası”ndan ne kadar nasiplenerek çıkabileceğimiz de o nispette önemli hale geliyor.

İnanç ve geleneklerin katılaştırdığı ve bize tutunma imkanı sağlayan bütün kodların Modernite tarafından “sıvı”laştırıldığı dünyamızda, üzerinde durmaya çalıştığımız zemin tam da ayaklarımızın altından kaymak üzereyken, yaşadığımız bu “inziva” bizi yeniden diriltebilecek mi?

Her yıl bütün ihtişamıyla, rahmetiyle hayatımızı kuşatan Ramazanımızı bu yıl da bize gönlü kırılmadan misafir edebilecek miyiz? Her ne kadar geçenleri ne kadar bizden razı edebildiğimizi bilemesek de… Karşısında zengin ile fakirin ve bilumum farklılıkların “aynı”laştığı, insan olarak eşitlendiği bu salgın, gönüllerimizi ne kadar yakınlaştıracak ki biz bu darmadağın halimizden kurtulabilelim… Yoksul ile zengin arasında giderek açılan aradan kendilerine avantaj sağlayanların, en insanî koşulları bile istismar edebildiklerini de tecrübe ettiğimizi bir kenara ihtiyat notu düşerek, yazmam gerekenleri yazdığımı ifade etmek isterim.

Sigorta: Dayanışma

Nimet karşısında şükretmeyi, sıkıntıda da sabredebilmeyi başaranların avantajlı olduğu derin bir sınavdan geçiyor insanlık. Bugünlerde dayanışmanın, bir ve beraber olmanın sigorta olduğu aşikardır. Bu sigortaya bağlanmak, kurtuluşa giden yolda en önemli güvence olduğuna göre, akıl sahipleri için ihmal edilemez olmalıdır… Oysa her dönemde olduğu gibi bugünlerde de kemgözlerin, hayırsız kulakların, şom ağızların mesaide olduğunu içimiz acıyarak müşahede ediyoruz.

Etraftaki her şeyin bir fırtınaya yakalanmış hissi verdiği dönemde, tutunacak sağlam köklerin değeri tartışılmazdır. Bir kökü, geleneği olanların, yerlerinden edilmişlerden çok daha güçlü olduğu yepyeni bir döneme girmenin tam kavşağında bizi karşılayan bu Ramazan-ı Şerifin ne anlam ifade ettiğini, dinginlerin gözünden savrulanlara bakarak anlayabilirsiniz…

Her gün İslam coğrafyasının her köşesinde “açık yaraya tuz” basar gibi acı çektiren küresel güçlerin de yarasına tuz basan bu sancılı günler, onların da kendilerini sorgulamalarına fırsat verir mi? İhtiyatlı umutlarımızı elbette koruyacağız. Çünkü bir mümin asla umutsuz olamaz.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın

“Modernizmi olmayan bir moderniteyi de deşifre eden, adeta bir turnusol işlevi gören bir salgın, dünyaya ayar vermeye çalışanların ayarsızlığını da pespaye bir halde ortalığa serdi. Yatırımlarını sadece “öteki”lerini öldürmeye yapanların, kendi insanını bile yaşatmak adına çok çaba göstermediği acı bir gerçek olarak ortalığa saçıldı. Oysa “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” diyenlerin en gerçekçi yatırımı yaptığı, bugün çok daha berraklaştı.

Evet, biliyoruz ki, “Masumiyet bir kez kaybedildi mi o el değmemiş saf haline bir daha kavuşamayız.” lakin hiç olmazsa kırıkları tamir edilmiş haliyle de olsa ayakta tutabilmeyi başarabiliriz. Kırıkları, her baktığımızda geçmiş günahlarımızı, hatalarımız yeniden hatırlayarak bir ibret vesikasına dönüştürebiliriz.

Elbette bugünler atlatıldığında pencerelerimizi yeniden dünyaya açmak zorundayız. Zira kapalı pencereli bir evin havası da bir yerden sonra ağırlaşır ve içeridekileri rahatsız etmeye başlar. Tek bir farkla pencerelerimizi açmalıyız bundan böyle. Cereyana kapılarak hasta olmayacağımızı bilerek… Zira yaşadığımız savrulmaların en büyük sebebi zihnimizi hasta eden fikirsel cereyanlardı.

“Tanzim edilmiş açgözlülük”leri, şükürsüz yeme ve içmeleri, haz avcılıklarını çok daha dikkatli bakışlarla değerlendireceğimiz, yepyeni bir şuur mertebesine erebileceğimize inanarak Ramazan-ı şerifi karşılamak, her kaybımızın telafisi olarak görmek, bir ihya için ne kadar da umut verici.

Kuşat bizi Ey Ramazan-ı Şerif! Kalkan ol, zıh ol bize, ki yine ümmete umut olsun bu necip Millet. Belki evlerimizde tek tek karşılayacağız seni ama yüreklerimiz de hiç olmadığı kadar bir ve beraber. Sen yine hoş gel ve bizi irşad eyle…

Amin…

-İsmail Öz