DosyalarSelim Cerrah

Sabır Testisini Doldurmak

554Okunma

Allah’ın bizim için seçtiği zamanda yaşıyor, bize uygun gördüğü şekilde imtihan oluyoruz. Allah her şeyi vaktinde ve en uygun şekilde yapar. Cennet kapılarının açıldığı, rahmet, bereket ve merhametin sokaklara taştığı Ramazan ayına eriştirildik. Alınlarında secde iziyle dolaşan, siretlerine orucun sekineti yansıyan kardeşlerimizle duaya duralım. “Selam” ehlini kardeş bilelim. Aynı kalmayalım, değişelim, güzellikleri çoğaltalım. İnsanların birbirine şefkatle yaklaştığı; sabır, fedakarlık, vefa, istikamet ve sadakat gibi değerleri hayata geçirelim; insanın kendine geldiği, özüne döndüğü bir iklime yürüyelim.

İçinde zorluklar barındıran bir ibadet oruç. Zorlukların insanı terbiye eden, onaran ve zenginleştiren yönüne odaklanalım. Benlikten sıyrılalım, sabır atına binelim, arzularımıza gem vuralım, gariplerle iftar etmenin hazzına varalım. Kemal yolculuğuna benlik için değil şahsiyeti inşa etmek için çıkalım. Kamil insan, Hakk’a yakın olan, yanına yöresine aldığı kardeşlerinin gönüllerini terbiye edendir. Gönülle yapılan şeyde riya olmaz, ondan pişmanlık doğmaz… Gönlün nafileye sarılması, bedenin nafileye devam etmesinden değerlidir.

Sabır; insanın nefsiyle savaşını kazanması, kendisine hakim olması, beklemeyi bilmesi ve ani hareket etmemesi gibi anlamlara gelir. Kadim gelenekte sabır dört şekilde anlatılmış; Allah’a itaate ısrarla devam etmek, günahtan kararlı bir şekilde uzak durmak, fuzuli işlerden kaçınmak ve musibetlere katlanmak. Sabır kötülüğe ve zulme razı olmak değil, direniştir. Sabredersek istikamet yollarına gireriz. “Eğer sabreder ve takva sahibi olursanız, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.” (Ali İmran, 186)

Mideyi değil gönlü doyurmak

Zengin-yoksul, siyah-beyaz arasında fark olmadığını idrak edelim. Üstünlük takvadadır, takva sahiplerine ve sabırlı olanlara ikram edilen nimetler, birçok ayette zikredilmiştir. “Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de candan sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini o kimselerden çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye uyma.” (Kehf, 28)

Oruç, sabır testisini doldurmaktır. Kalbe dokunmayan her şey eksiktir. Kuran’ın indirildiği ayda mideyi aç bırakmak, gönlü ve ruhu doyurmak bize öğretildi. Allah’a yaklaştıran amelleri bize kutlu bir hediye olarak getirdi oruç. İftarda nazenin bir gök sofrasında buluşturulduk. Kuran-ı Kerim’in indirildiği ayda, mideyi aç bırakalım, gönlü ve ruhu doyuralım, kalbimizi teskin edelim. Tutkuyla yükselen gökdelenler arasında irtifa kaybeden insanları yeniden salih amele çağırma vakti gelmiştir. Oruçla ve salih ameller işleyerek gönüllerimizi zenginleştirelim.

Şeytan, “SECDE ET!” emriyle imtihan olundu, kaybetti; insanın hikayesi de imtihanı da dünyada başladı. İblis yeryüzünde insanı aldatmak için kıyamete kadar izin istedi, kendisine izin verildi. Vakit; İblis’in ve onu izleyenlerin fitneleriyle mücadele etme, kulluğun gereğini yerine getirme vaktidir. Taberi’de Hz. Adem hakkında şöyle bir bilgi nakledilir. “Kıyamet günü Hz. Adem sağına bakar cennet namzedi evlatlarını görür ve güler, soluna bakar cehennemlik evlatlarını görür ve ağlar.” Her iki tarafta da kendi evlatları vardır. Cennette yaşamış bir baba için daha hüzün verici bir şey yoktur. İmtihanı mücadele edersek kazanabileceğimizi bilelim.

Dünyevî olana mesafe koymak

İnsan Rabb’ine en çok kalbiyle ibadet eder. Kurtlar, kuşlar, ağaçlar, taşlar her şey Allah’ı zikreder. Besmele bir işe Allah’ın adıyla başlama sözüdür. Tüm mahlukat Allah’ı tesbih eder, yalnızca insan Rahman ve Rahim olan Allah adına Besmele çeker, bu insana bir kalbi olduğu için ikram edilmiş olan lütuftur. Oruç tutmak da iftar etmek de, infak edebilmek de nasip meselesi.

İbadetler, Müslümanlara vakit disiplini öğretir. “Müslüman saatini” kaybedince zaman idrakimiz de kayboldu. Ramazan-ı Şerif, Kuran ayı ve oruç iklimidir. Oruç bizi korumak ve yüceltmek için gönderilmişbir zırh. Oruç bize sabır atına binmeyi, kötülükten sakınmayı öğretir. Namaz kılınır, zekat verilir, hacc ifa edilir, fakat oruç tutulur. Oruç tutarak, kendini manevi olana yaklaştıran insan, eylemi azaltır, iradeyi güçlendirir.

Tarihte yaşanmış olan gelişme ve sıçramalar daha müreffeh yaşamayı sağlamakla beraber dünyevileşmeye kapı açmıştır. Mağaraya sığınarak başladığı söylenen hayat, tarımın keşfi, hayvanların ehlileştirilmesi sanayi devrimi, teknik gelişmeler ve teknolojik ilerleme insanları dünyevileştirdi. Dünyayı etkisi altına alan “salgın hastalıklar”la yeni bir dönemin başlangıcı öngörülüyor. Dijital dönüşüm ve etkileşimli cihazlar gündeme taşınarak insanlık “çipli yaşam”a yaklaştırıldı. Böylece daha fazla kontrol edilebilir hale getiriliyoruz.

Dünyevi olanla aramıza mesafe koymaktır oruç. Oruç, faal bir eylem, hareket değil, bir vazgeçiştir. Bir şey yapmayı değil bazı şeyleri terk etmeyi veya ertelemeyi ifade eder. Suçlamalara, iftiralara karşı dilce susmak, cevabı hakikatın vermesine şahit olmaktır. Hz Meryem ile Hz Zekeriyya’nın tutmuş olduğu “söz orucu” vardır birde. Onlar kendilerine atılan iftira ve yapılan hakaretlere karşı sustular. Bu soylu tavrın cevabı olarak Allah, Hz. Meryem’e lakabı “müjde” olan Hz. İsa’yı, Zekerriya aleyhisselama ise “Kitabı kuvvetle tut!” denilen Hz. Yahya’yı ikram etti.

Kalbe ilaç bir ibadet

İbn-i Ârâbî Hazretleri, Fütuhat-ı Mekkiye’de orucun mahiyetini şöyle aktarmış: “Ramazan, Allah Teala’nın Samed (yeme içme dahil hiçbir şeye muhtaç olmayan) ismine tekabül ediyor, misli benzeri olmayan oruç ibadetiyle, misli benzeri olmayan Allah’ın ayı ifa ediliyor. Bu sebeple Kuran’da onun başına şehr (ay) kelimesi getirilmiş ve şehr-u Ramazan (Ramazan ayı) denilmiştir ki, ‘Allah’ın ayı’ demektedir.”

Resulullah (sav) buyuruyor ki: “Ramazan-ı Şerif ayı geldiğinde cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” Cennet’in sözlük manası örtüdür; Ramazan oruç ayı olduğu ve oruç da gözle görülür bir ibadet olmadığı, oruç tutanı Allah’tan başkasının bilemeyeceği için cennetin kapıları açılıp içine konarak örtülmektedir.

Savm (oruç) kelimesinin sözlükte bir manası kendini tutmak, frenlemek, diğer manası, yükseltmektir. Allah Teala “Oruç bana aittir.” buyurmuş, oruç tutmayı kulları yerine getirdiği halde kendine ait kılmış, böylece “benzeri bulunmayan oruç ibadetini” yükseltmiş, yüceltmiş, karşılığını kendisinin vereceğini bildirmiştir. Allah Teala’nın eşi benzeri olmadığı gibi oruç ibadetinin de benzeri yoktur; çünkü o, bir şeyleri yaparak değil, terk ederek, yapmayarak ifa edilir; işte bu sebeple onu kendine nispet etmiştir. (oruç benim için demiştir)

Oruç topluma bakan yönleri olan bir ibadettir. Orucun insanı ve toplumu ıslah eden ve birbirine yaklaştıran, rehabilite eden yönleri vardır. Cemil Meriç’in ifadesiyle; “Oruç, zekat ve infak gibi ibadetlere devam eden bir toplumda sosyolojik patlamalar olmaz. Bunun sonucunda büyük buhranlar yaşanmaz, zulüm olmaz.”

Sezai Karakoç’ta ilham ile “Oruç kalbi onaran bir kitaptır.” diyelim. “Oruç, hiç gecikmeden, yolunu şaşırmadan, tam saatinde, dinç ve genç, tarihin dinamizmini de özünde gaybın bir üfleyişi gibi taşıyarak geldi. Madem ki geldi, onu iyi tanımak gerek. Oruç, boş bir çerçeve olarak veya bir mevsim gibi sadece tabiatın bir parçası olarak gelmedi. Tarihin bir parçası olarak geldi.

Dolu geldi. Kendindekini boşaltacak. Giderken de dolu gidecek. Dolu gitmeli. Her yılın orucu, büyük “oruç kitabı”na, sabırla ve meleklerin üslubuyla işlenmiş bir sayfa, bir yaprak gibi eklenir. Taşların, ağaç kovuklarının, toz zerrelerinin bile, en keskin bir hafızayla şahitlik yapacağı büyük hesap gününde, şüphesiz, “oruç kitabı” en büyük şahitler arasında, dosyasında en çok belge bulunduran suç ve sevap araştırıcıları arasında görünecektir.

Demek ki, oruç, çağımıza, göklere mahsus nişanlarla donanmış büyük ve yetkili bir şahit olarak geliyor ve geldi. Orucu biz tutarız, oruç bizi diri tutar, bize şahit olur.” Haydi! Öyleyse; midemize, elimize, dilimize, gözümüze ve gönlümüze oruç tutturalım. Kırıcı ve kıyıcı olmayalım. Acı söz söylemeyi, kem bakmayı, harama el uzatmayı terk edelim. Biz oruç tutarız, oruç bizi diri tutar, bize şahit olur. Şükürler olsun,   Rabb’e gülümseyen hilal bir daha üzerimize doğdu.

Selim Cerrah