Abdullah Kara & Dr. Elif Hilal KaraDosyalar

Kardeşliğe İlk Adım Selam

575Okunma

Selam, insanlar arasındaki sevgi, saygı, ilgi ve alakanın artmasını sağlayan Rabbanî bir lütuftur. İnananları kardeş kılan Allah, selam ile muhabbet ateşini yakar. Selam ile kalp sarayının kapılarını açan mümin, kardeşini içeri buyur ederek ilahî neşve ile muhabbete dalar.

Muhataba iyilik ve esenlik dileme manasına gelen selamın, sevgi kapılarını açan anahtar olduğuna işaret eden Allah Resûlü (sav) onu imanla buluşturup cennetle taçlandırır.

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz şeyi size söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayın!”1

Selam vermek sadaka vermektir

İnsani ilişkiler ve toplumsal bağları sevgi temelinde güçlendirmeye teşvik eden İslam Peygamberi, selam ile temeli atılan sevgi sarayını, Müslümanların birbiri üzerinde hakkı olduğunu söylediği hasletlerle inşa eder.

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “Allah Resûlü (sav) bir gün:

– Müslüman’ın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır, buyurdu. Biz:

– Onlar nelerdir ya Resûlallah? diye sorduk. O:

– Karşılaşıp selam verdiğinde selamını almak, hasta olduğunda ziyaret etmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek, öğüt istediğinde öğüt vermek, aksırdığında ‘Yerhamükellah!’ diyerek hayır temennisinde bulunmaktır, buyurdu.2

Allah Resûlü bu ilişkileri, çeşitli zamanlarda dile getirerek teşvik ettiği hediyeleşmek, tebrik etmek, takdir etmek, hoş görmek, teşekkür etmek, değer vermek ve nezaket gibi sevgi temelli iletişimin pırlanta taşlarıyla taçlandırır.

Karşılıklı yapılan selamlaşma ve dualarla başlayan iletişim, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı zirveye çıkarır. Birbiri ile kucaklaşıp hemhal olan insanlar, çevresinde olup bitenleri daha iyi görür, fakirlere, düşkünlere ve ihtiyaç sahiplerine karşı duyarlı bir hale gelirler.

Selam vermeyi sadaka vermek olarak gören Allah Resûlü (sav):

– İnsanlara güler yüzle selam vermek sadakadır, buyurdu.3 Onu dinleyen bir sahabi:

– İslam’ın hangi emri daha faziletlidir? diye sordu. Hz. Peygamber:

– Yemek ikram etmek, tanıdığına ve tanımadığına selam vermektir, buyurdu.4

Selamlaşmayı önemseyen Allah Resûlü (sav) Müslümanların karşılaştıklarında birbirlerine selam vermelerini ister, teşvik eder ve en güzel şekilde uygulayarak örnek olurdu.

Selam kalpleri  yumuşatır

Ebû Mes’ûd el-Ensarî anlatıyor:

“Bir gün yolda Berâ’ b. Âzib ile karşılaştım. Bana selam verdi. Elimi tuttu, yüzüme bakıp tebessüm etti. Sonra ‘Sana niçin böyle yaptım, biliyor musun?’ diye sordu. Ben ‘Hayır bilmiyorum, ama şimdiye kadar senin yaptığın şeylerde hep hayır gördüm.’ dedim. ‘Anlatayım: Allah Resûlü (sav) ile yolda karşılaştığım bir gün bana tıpkı sana yapmış olduğum gibi yaptı. Sonra ‘Bunu niçin yaptım biliyor musun?’ diye sordu. Ona, senin şimdi bana söylediğin gibi bir cevap verdim.

Allah Resûlü (sav) ‘İki Müslüman yolda karşılaştığı zaman biri kardeşine selam verir ve elini tutarak musafaha yaparsa, onlar birbirinden ayrılmadan yüce Allah günahlarını bağışlar.’ buyurdu.”5

Hz. Peygamberi örnek alan sahabiler selamlaşmaya özen gösterirdi. Abdullah b. Ömer gibi bazı sahabiler, selamlaşmak için özel gayret gösterirdi. Selamı yayma hadisini uygulamak için sık sık çarşıya gider küçük büyük, fakir zengin demeden bütün insanlara selam verirdi. Birlikte gittiği öğrencileri “Çarşıya niçin gidiyoruz?” diye sorduklarında, “Hiçbir işim yok, yalnızca insanlara selam vermek ve onların selamını almak için.” cevabını verirdi.6

Selam, dostların birbirlerinin ayaklarının altına serdiği barış gülü, kötü niyetli kimselerin kalplerinin yumuşamasını sağlayan bir iksirdir. Bir keresinde Hz. Peygamberin yanına giden sahabiler:

– Ya Resûlallah! Münafıklar bize kaş göz işareti yapıyor, dilleri ile rahatsız ediyorlar, diye şikayet ettiler. Hz. Peygamber:

– Siz de onlara Allah’ın okları ile karşılık verin, buyurdu. Sözü daha iyi anlamak isteyen sahabiler:

– Allah’ın okları nedir ya Resûlallah? diye sordular. Hz. Peygamber:

– Selamdır, buyurdu.7

Başka bir zaman meseleyi detaylandıran Allah Resûlü (sav):

– Şerli insanlarla karşılaştığınız zaman onlara selam verin. Bu, onların öfkelerini söndürür, size kötülük yapmalarına engel olur, buyurdu.8

Selam muhabbeti  arttırır

Allah Resûlü (sav) ve sahabiler birbirleri ile karşılaştıklarında selam verdikten sonra musafaha yapar, hal-hatır sorarlardı. Yeni tanışıyorlarsa isimlerini, babalarını ve memleketlerini sorarlardı. Allah Resûlü (sav) bir hadislerinde:

– Bir kişi, bir kişi ile kardeş olduğunda ona ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu sorsun. Bu birbirlerini sevmelerine vesile olur, buyurdu.9

Yine Hz. Aişe annemiz Allah Resûlü (sav)’nün iletişimine dair bir misali şöyle anlatır:

– Evimize bir gün, yaşlı bir hanım geldi. Hanımı güler yüzle karşılayan Allah Resûlü (sav):

– İsminiz nedir? diye sordu.

– Cesâme el-Müzenî, dedi. Hz. Peygamber:

– Bilakis sen Hasâne el-Müzenî’sin, buyurarak ismini değiştirdi. Ardından:

– Nasılsınız? Görmeyeli neler oldu? buyurarak hal-hatır sordu. O:

– Anam-babam sana feda olsun, elhamdülillah iyiyiz ya Resûlallah! dedi. Allah Resûlü (sav) hanımla yakından ilgilendi. Tavrı dikkatimi çekmişti. Hanım evimizden ayrılınca:

– Hanıma bu kadar fazla ilgi göstermenizin sebebi nedir diye sordum. O:

– Ey Âişe! O hanım, Hatice zamanında bize gidip gelirdi. Vefa göstermek imandandır, buyurdu.”10

Ebû Bahriyye anlatıyor:

“Şam’a yerleşince ilk olarak Şam Mescidi’ne gittim. İçeri girdiğimde mescidin dört bir tarafına yayılmış ilim halkaları dikkatimi çekti. Bu halkaların birinde, genç biri hadis rivayet ediyor, etrafındakiler kendisini pür dikkat dinliyordu. Yakınımda bulunan birine:

– Şuradakiler kim? diye sordum.

– Sahâbe-i Kirâm, dedi.

– Şu genç kim, dedim.

– Muâz b. Cebel, dedi.

Halkaya katılıp bir süre derslerini takip ettim.  Bir sabah erkenden mescide gittim.

İçeri girdiğimde Muâz b. Cebel namaz kılıyordu. Yakınında bir yerde oturup bekledim. Namazı bitince her zamanki yerine oturdu. Yanına yaklaştım:

-Seni Allah için çok seviyorum, dedim. Sözlerimden memnun kalan sahabi, ani bir hareketle kuşağımdan tutup kendine çekti.

– Yalnızca Allah için mi?  diye sordu. Ben:

– Evet, yalnızca Allah için seviyorum,  dedim. Sahabi sorusunu üç kez tekrarladı. Sonra:

– Bu hususta Allah Resûlü’nden (sav) şöyle duydum: Allah ‘Benim için birbirlerini seven, benim rızam için birbirlerini ziyaret eden, benim için bir araya gelip sohbet edenlere rahmetim ve muhabbetim vacib oldu.’ buyuruyor, dedi.”11

Sonuç olarak denilebilir ki selamın hedefine ulaşması için sevgiyle yoğrulması gerekir. Bunu çok iyi kavrayan sahabiler, kardeşlerini sever, sevdiklerini belli ederlerdi.

-Abdullah Kara