KürsüMustafa Şen

Selam Verdim, Modern Değil Diye Almadılar

466Okunma

Her milletin bir selamlaşma biçimi ve bir selamlaşma ifadesi vardır. Hatta bu, millet seviyesine gelememiş topluluklarda da böyledir. Bizdeki selamlaşma, bin yılı aşkın bir zamandır kısa haliyle “Selamun Aleyküm” – “Aleyküm Selam” sözleriyle karşılıklı olarak söylenegelmektedir. Aynı yerden daha uzun söyleyiş biçimleri de var elbette, ama onlar ayrı bir yazının mevzuu olduğu için onları buraya almayacağız.

Çocukluk yaşlarımızda insanlar birbirlerine, tam özüne uygun olarak, Yüce Allah’ın ismi olan “Selam” ile selam verirlerdi. İnsanlar adabınca selam verir ve yine selam verenin selamı, adabınca alınırdı.

Selam selam idi, Allah’ın selamı idi yani. Böyle dedik, ama buna bir kısım mektep görmüşleri dahil etmemek daha isabetli olacak galiba. Zira bazıları selamlaşmayı, selamlaşmama şeklinde yapardı; ki, yine bir kısım insanlar hala böyledir. Selam verirdik, modern değil diye almazlardı. Onların selamlaşmaları şu kelimelerle olurdu: Merhaba, günaydın, tünaydın, iyi/hayırlı sabahlar, iyi/hayırlı günler, iyi/hayırlı akşamlar, iyi/hayırlı geceler vb.

Aslında, öz olarak selam ile selamlaşmak kaydıyla bunlarda bir sorun yoktu, isteyen istediğini söylesindi, ama mevzu başkaydı; “Selam ile selamlaşmak çok banal (‘l’ ince telaffuz edilecek), gerici,  çağdışı, ay hiç modern değil, ayol (dikkat, burada da ‘l’ ince telaffuz edilecek) hiç Avrupaî değil, hıh, hem de Arapça idi!..” Böyle günlerden geçerek, çok daha eskisinde olduğu gibi, selamın nispeten yaygınlaştığı günlere geldik çok şükür.

Gerçi, ben selamın ne manalar ihtiva ettiğini çok geç bir zamanda, ancak üniversite yıllarımda öğrenebilmiş idim. Selam meğer neymiş!

Selam biriciktir

Türk Dil Kurumu bize ‘esenlik’ diye bir kelime uydurdu selam yerine. Selamı Batı dilleriyle ilişkilendirdiğimizde de başka bir uyduruk durum ortaya çıkıyor. Misal; selam kelimesini İngilizce’de “peace” kelimesi ile karşılıyoruz, “peace” kelimesini ise Türkçede “barış” kelimesi ile. Aslı, Latincedeki “pax”. Yani, selam oldu barış. Esenlik nerde?.. Peki, ya sulh kelimesi, o ne! O da barış. Hem sulh barış, hem selam barış, öyle mi? Hayır, öyle değil; şöyle:

Sulh, seninle benim aramda fiziki olarak bir savaş, çatışma, vuruşma, kavga durumu yok demek; yani barış var aramızda, bizim barışımız, Türkçemizin barışı. Bu, aynı zamanda Latinlerin “pax”ıdır; malum, İngilizlerin “peace”i de buradan gelir.

Selam/selamet, seninle benim aramda fiziki bir savaş, çatışma, vuruşma, kavga durumu olmadığı gibi; benim “kalbimde de” sana karşı bir kötülük, olumsuzluk, kin, nefret, sevgisizlik, savaş isteği, çatışma isteği, vuruşma isteği, kavga isteği-niyeti-planı yok demek.

İşte bu; pax değil, peace değil, barış da değil. Esenlik de selamdaki anlam çoğulluğunu, derinliğini ve güzelliğini vermekten çok uzak. Selam Müslüman bir kelime, bu söyleyiş Müslüman bir söyleyiş ve bu dil Müslüman bir dil. Bu kelimenin Müslüman dillerden başka dillerde karşılığı yok. Bu kelime biriciktir, selam biriciktir.

Yani selam demek hem elimde hem dilimde hem de kalbimde sulh var demek. Bir başka ifade ile “Çaktırarak ya da çaktırmadan ayağını kaydırmaya çalışmıyorum, arkandan bir şeyler çevirmediğim gibi, kalbimden de öyle kötülükler geçmez!” demek selam. “Maddi olarak seninle bir sorunum olmadığı gibi, manen de yok!” demek; “İçimde ve dışımda sana karşı bir kötülük yok!” demek; “Zahirim ve batınımda sana karşı sadece hayr, yani iyilik, güzellik, doğruluk, faydalılık ve adalet var!” demek selam.

Ama bu, aynı zamanda Müslümanın bizzat böyle olması gerekir demektir. Yani, selam ver geç, arkadan başka şeyler yap, olmaz. Bu hiç Müslümanca olmaz. Müslüman, selamında olduğu gibi olmalı; selam gibi olmalı.  Ki o zaman Selam’ın dostu olabilsin. Kendi selamı, bir manada en ağır yüküdür Müslümanın.

Hiçbir iyi dilek selamın yerini tutmaz

Şimdi hep beraber düşünelim ve soralım, sual edelim: Selamı kendinden başka hangi kelime ile karşılayabilirsiniz? Başka dillerde böyle bir derya kelime biliyor musunuz?

Bazıları selamlaşmayı, selamlaşmama şeklinde yapardı; ki, yine bir kısım insanlar hala böyledir. Selam verirdik, modern  değil diye almazlardı.

Selam Müslüman bir kelime, bu söyleyiş Müslüman bir söyleyiş ve bu dil Müslüman bir dil.

Bundan daha güzel, daha samimi, daha gönülden bir selamlaşma biliyor musunuz?

Şu çok açıktır: Selamın anlam evreninin zenginliği başka hiçbir ifadede yoktur. Bunu yabancı lisanlara biraz aşinalığı olan herkes bilir. (Birilerinin şalom dediğini duyar gibiyim. Haklıdırlar, lakin şalom selamın amca oğludur zaten. Kavgaya gerek yok.) Bir de, selamın aynı zamanda Cenabı Hakk’ın Selam isminden geliyor olması, ona, Müslüman zihnin en mutena tahtında en müstesna mertebesini kazandırmaktadır. Taşıdığı eşsiz mana ve bulunduğu en yüksek seviye sebebiyle selam terkedilemez ve değiştirilemez bir ulu değerdir.

Bundan dolayıdır ki, kullandığımız hiçbir selamlaşma ve iyi dilek ifadesi selamın yerini tutmaz. Selamın mana derinliği hiçbir şeyle kıyas kabul etmez. O sebeple, her ne olursa olsun selamı, selam ile verip selam ile almalıyız. Bu vesileyle, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!

-Mustafa Şen