DosyalarSalih Eğridere

Selamın Kurumsal Gerekliliği

410Okunma

İslam, insanlık dinidir. Topluluk halinde yaşandığında varlığı ispat edilebilir. Tek başına, sadece bazı ibadetler yerine getirilirken topluluk halinde Müslümanlığın hakikati ortaya çıkar. Dinimiz cemaat dinidir. Yalnız başına yaşanılamaz. Mümin olmasalar bile diğer insanlar ile iletişim halinde olmak İslam’ın farkıdır. Zaten kulluğun hatırlatılması da bu şekilde mümkün olmaktadır.

Müminler arası bağ zaruridir

Müminlerin kendi iç donanımlarını güçlü tutmaları, İslam’ın mensuplarından beklentisidir. Müminlerin kardeşlik hukukunu korumaları, bu zaviyedeki birincil vazifeleridir. Zira birbirlerini ihmal edenlerin İslam’ı yaşama iddiaları kuru kalacaktır. Kardeşlik bağlarının kuvvetli olması, aynı Allah’a ve Peygambere iman edenlerin birbirlerine muhabbet beslemesi ve merhamet etmesi ile gerçekleşir.

Sevmeyi beceremeyen ve kendini sevdirmeyi başaramayan mümin, kardeşleri ile geçinemez. Affetme ve acıma duygularını yitirmiş insan, adaletli davranamaz, kendinden başkasını haklı göremez ve güzel ahlaktan nasiplenemez. Neticede araları açık Müslümanlar belirir ve bu, Allah’ın istediği İslam toplumu değildir.

Selamlaşma seferberliği

Tüm farklılıklara rağmen, Rabb’imizin emrettiği uhuvveti temin etme uğruna ortak görüntü vermek, iletişim ve muhabbet halini artırmak için seferberlik ilan edilmelidir. Bunun en pratik ve sünnete uygun yöntemi ise selamlaşmaktır. Selam, Allah’ın emridir; O’nun en güzel isimlerindendir; müminlerin parolasıdır; kardeşliğimizin harcıdır; muhabbet vesilesidir; huzur, güven, mutluluk mesajıdır; zararsızlığın simgesidir; kırgınlığın giderilmesidir.

“Selamun aleykum” sözümüz, kesinlikle basit değildir. İslam kardeşliğimizin haklarından biridir. Tanıdık tanımadık herkese, kendimize, boş eve hatta ölülerimize dahi selam vermek aslî vazifelerimizdendir. “Peygamberlerine selam olsun!” buyuran Allah’ın kullarıyız. Uhud’a, dağlara-taşlara selam veren, onlardan selam alan Peygamberin ümmetiyiz. Namazımız ancak meleklere verdiğimiz selamlarla tamamlanırken selamın olmadığı hayatın eksik olduğunu anlamak zorundayız. Çağrıldığımız cennetin adı “Selam” diyarıdır. Allah’ın izniyle, orada duyacağımız ilk söz “Selamun aleykum” olacaktır.

Selam kurumsallaşmalıdır

Bugün bu söze fertler nezdinde muhtaç olduğumuz gibi kurumlar boyutuyla da muhtacız. Kardeşliğin gruplar üzerinden bozulmaya çalışıldığı dönemde yapılacak en güzel işlerden birisi de kurumsal selamlaşmanın icra edilmesidir. Açık bir şekilde görülmektedir ki teşkilatlı yapıların

Namazımız ancak meleklere verdiğimiz selamlarla tamamlanırken selamın olmadığı hayatın eksik olduğunu anlamak zorundayız.mensupları, kendileri dışında hizmet edenleri, yönetim kadrolarının selamlaşamaması yüzünden, doğru yoldan uzak kabul etmektedirler.

Birbirine selam veremeyen vakıf yöneticileri kadar bir araya gelemeyen, birbiriyle görüşmekten imtina eden hocaların varlığı önce İslam adına sonra da kendileri için büyük bir kayıp ve kabahattir. Birbirine taban tabana zıt görüşlü olmalarına rağmen siyaset gereği bayram, seyran vesilesi ile poz verebilen siyasetçilerin varlığı yanında her biri İslam için mücadele eden vakıf yetkililerinin kardeş kuruluşları ziyaret edememesi, onlarla selamlaşmayı sağlayamaması gerçekten üzücüdür.

Yeni neslin cihadı

Yeni neslin gençleri için bu duruma son vermek, namazımız kadar büyük bir cihattır. Islah ortamının oluşması için gayret etmek, fedakarlığın en üst mertebelerindendir. Eğer bu, birbiriyle görüşmeyen hatta bazı farklı düşüncelerinden dolayı düşmanlık statüsüne konan kurumlar arasında olursa çok daha mübarek bir cihat olur. Müslümanların iktidar olduğu günlerde, siyasi düşünceleri farklı bile olsa, sırf iman kardeşliğinden dolayı yapılan kurumsal selamlaşma imanın en güçlü halkasını temsil edecektir. İktidar kaybolduğunda zaten aynı davanın yolcuları mecburen bir araya gelmek zorunda kalacaklardır.

Bugün ve yarın

Bugün asıl mesele, iman davasında aynı yolun yolcusu olduğumuzun ortaya konmasıdır. Bu da selamın, o farklı kurumlar arasında yayılması ile olacaktır. Birbiriyle selamlaşabilen müminler, doğal olarak, kardeşlerini medyaya malzeme yapmadıkları gibi onların olmadığı ortamlarda da onları çekiştirmekten hayâ edeceklerdir. Böylece bizden sonra gelen kadrolar yarın, müminler arasındaki menfaat odaklı dünyevi sorunlarla değil, dış düşmana karşı yapılacak hamlelerle meşgul olacaklardır.

-Salih Eğridere