Cevelan-ı Sosyal MedyaMustafa Şen

5G Değil, NG

229Okunma

Evet, yanlış okumadınız; 5G değil, NG. Önce niye böyle bir başlık koyduk, onu açalım. Teknolojinin sonu olmayacağı için NG’lerin de sonu olmayacaktır. Çünkü Allahu Teala (cc)’nın ilminin sonu yoktur. Her şey onun ilmindendir. Hiçbir bilgi ve bilginin uygulaması Allah’ın ilminin dışında değildir. Yani her şey Allah’ın bilgisi, iradesi ve murakabesi dahilindedir.

Bugün Türkiye’de 4.5G kullanılıyor ve dünya ile birlikte 5G aşamasına geçmek için çalışmalar yapılmaktadır. Sonra 6G, ardından 7G, akabinde 8G… Sonunda -belki sonunda değil de, sonsuzluğunda demek daha doğru olacaktır- NG gelecek. Bunun ilk teknolojik keşif/icattan hiç bir farkı yoktur. Önce bu noktada anlaşmak lazım. Hiç bir şey Allah’ın mutlak ilminin dışında değildir.

Müslüman zihinde sorunlu yaklaşım

Bu yazıda, 5G vesilesiyle, teknolojiye yaklaşımda Müslüman zihinde gördüğüm sorunlu bir düşünceyi ele almak istiyorum. Şöyle ki: Teknolojiye, onu geliştirenin malı gözüyle bakıyoruz. O kişi ya da topluma, devlet ya da medeniyete bakış açımız onların geliştirdiği teknolojiye karşı tavrımızı da belirliyor. Karşı duruşumuzu da kendimize dair bir kaç romantik örnek ile güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu ne kadar doğru bir yaklaşım?

Biz böyle derken birisi şöyle derse ona da söyleyecek bir şeyimiz yoktur; onu da kaydedelim: Misal; Müslüman tavır ve davranışa dair şöyle bir yaklaşım var: “Arabayı Müslümanlar icat etselerdi, içine ayakkabılarını çıkararak girerlerdi.” veya “Müslümanlar asla atom bombası yapmazlardı.” Bunlar gerçekten hoş şeyler ama kanaatimce gerçekle alakaları yok. Müslüman tavra ve tarihe dair romantik değiniler…

Bunlar elbette hipotetik ifadeler ve tam gerçeği, olay olmadan bilemeyiz, ama at arabasına ayakkabısıyla giren, motorlu arabaya da ayakkabıyla girerdi, Şâhî topu döken atom bombası da yapardı, diyebiliriz.

Kanaatimce, teknoloji konusuna yaklaşımımızda sorunlu bir alan var. Niçin? Çünkü Müslüman inancı, varlığın ve bilginin mutlak sahibinin -en toplamda her şeyin- Mutlak Varlık olan Allah olduğunu vaz eder. Eğer bu inanca sahipseniz, teknoloji denilen olgunun yazılım denilen epistemolojik yanının ve donanım denilen ontolojik yanının da Allah’a ait olduğunu bir önsel bilgi olarak kabul ediyorsunuz demektir (Bu vesileyle, epistemoloji ve ontoloji kavramlarını ödünç olarak kullandığımı ve onlara dair köklü eleştiri hakkımın baki olduğunu belirtmem gerekir).

Aynı mahiyet farklı derece

Bu durumda, 5G teknolojisi denildiğinde akla en önce komplo teorilerinin gelmesi; bu teknolojiyle insanların, toplumların, devletlerin ve bunların arasındaki her kademedeki ‘şeylerin’ kontrol altına alınacağı yönünde analizler yapılması çok tuhaf. Evet, çok tuhaf; zaten öyle değil mi? Mahiyeti aynı olan bir vakayı yaşamaktayız. Mahiyeti aynı ama derecesi farklı bir olgu. Gün gelecek bu 5G, NG olacak. Meseleleri tahlil ederken kullanılacak en önemli metodolojik kavramlar ‘mahiyet ve derece’ ikilisidir.

Konumuz bağlamında yaşadığımız teknolojik gelişmeler aynı mahiyetin tezahürleri. Ama gün geçtikçe doğal olarak derecesi yükselmektedir. Biz buna daha ileri teknoloji diyoruz. Lakin hepimiz de biliyoruz ki, teknoloji aynı teknoloji. Mahiyet değişimi olduğunda acaba bu nedir diye tartışabiliriz. O tartışma zamanı internetin icat edildiği zamandı; 5G’ye geçilecek olan zaman değil.

İnternet teknolojisi, teknolojide bir mahiyet değişimidir; 5G’ye geçiş ise bir derece yükselmesi. Zihin jimnastiği açısından komplo teorileri çerçevesinde düşünmek iyidir, ama yöntemsel araçlar olarak mahiyet-derece meselesini unutmamak şartıyla…

Her bilgi Allah’ındır

Elbette bir Müslümanın, teknolojiyi veya başka bir şeyi kullanım tarzı, onunla ilgili kuracağı iş modelleri, finans modelleri farklı olabilir. Mesela, Müslüman bir nesne ile ilişkisinde ona Allah’ın emaneti nazarıyla bakar; kendisini kendisinin ve bir başka varlığın maliki olarak görmez; kendinin de bir parçası ve tamamlayıcısı olduğu aynı zamanda kendisinin de tamamlayıcısı olan kainata tasarrufta bulunduğunun şuuru içerisindedir.

Bu şuur ona, ister doğal ister teknolojik olsun, nefsini ilahlaştırmama şiarı kazandırır. Bu nazar, şuur ve şiar Müslümana kainata dokunurken sınırlı ve mütevazı olmasını öğretir. Bilir ki, teknolojisini ne kadar geliştirse geliştirsin, o kainatın ucunda bir yerde küllî bağlantısallıklar içinde, tekil olmasa da tikel bir varlıktır ve teknolojik olarak ne kadar gelişirse gelişsin alemlerin Rabbi kendisi değil, Allah’tır.

Alemlerin Rabbi olan Allah, teknoloji aleminin de Rabbidir; doğal alemin olduğu gibi, sanal alemin de Rabbidir. Ama gel gelelim ki, teknoloji teknolojidir ve teknoloji o teknolojidir. Belki bir gün şunu diyenlerimiz olacak: Ah, o kod yazılmayacaktı! Fakat o kod yazıldı. O kod dahil her bilgi Allah’ındır.

Dolayısıyla, teknoloji ilerledikçe haşa Allah’ın bilgisi dışına çıkıyor gibi davranılması batıldır. Biz olsak da, olmasak da, Allah’ın ilminin bir parçası olan teknoloji yoluna devam edecek; korkmayın, bir şey olmaz; yeter ki, biz bir kaç satır yukarıda dile getirilen öğretiden kopmayalım…

-Mustafa Şen