Cevelan-ı Sosyal Medya

5G İle Değişen Dünya

199Okunma

Dünya tarım toplumu, sanayi toplumu, teknoloji toplumu derken 5G ile gelen yeni bir toplum tasarımı ile karşı karşıya. 5G, veri alış-veriş hızında ve iletişim cihazlarında hayal ötesi bir değişim meydana getireceği söylenen bir teknoloji. İşin ehlince “mobil telefonların kullandığı hücresel ağlarda bulunan teknolojik alt yapının yeni kurallar ile yeniden yapılandırılması” olarak tanımlanmaktadır. 5G, bu altyapının 5. kez değiştirilmesi anlamına geliyor. 5G ile artık hayatımızın bir parçası haline gelen internet alt yapılı cihazlar daha serbest ve mobil hale gelecek; bu ise gündelik hayatımızda sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik uygulamalarının daha aktif kullanılması demektir.

Her yeniliğin ve değişimin karşısında insan, yeninin cezbediciliği yanında, bilinmez ve tecrübe edilmemiş oluşundan doğan bir korku duyar. 5G teknolojisi de bu minvalde heyecan verici olduğu kadar ürkütüyor da. Çünkü eğitimden eğlenceye, reklam uygulamalarından video ve ses aktarım sektörüne, bankacılıktan tıpa kadar toplum hayatına her alanda dahil olacak olan 5G teknolojisi, toplumu dönüştürürken tabiatı da yer yer olumsuz etkileyecek ve değiştirecektir.

5G modern dünya büyücülüğü müdür?

2019 Ağustos’unda Güney Kore beysbol ligi açılış mücadelesi olduğu söylenen maç öncesinde, stadyum üzerinde hologramı andıran 5G ve AR teknolojisi ile meydana getirilen bir ejderha uçuruldu. Akıllı telefon ve benzeri araçların kullanımı ile birlikte interaktif olarak yapılan bu gösteri, 5G’nin yakın zamanda hayatımızda ne gibi değişikliklere sebep olacağının da bir işareti oldu.

5G sadece bu manada bir görsel şov yahut veri indirme hızından bahisle video oynatımında ibaret değildir. Şoförsüz araba kullanımı, akıllı bombaların kontrolü, akıllı araba, ev ve ev aletlerinin kullanımı gibi doğrudan tüm hayatı etkileyen bir yapıya sahiptir. Kitlelerin çiplenmesi, bu mevzuda en öne çıkanlardandır. Başparmak ile işaret parmağı arasına konulan ve bir merkeze bağlı olarak kontrol edilebilen bu çipler, birçok ülkede yaygın olarak kullanılmaya başlandı. İsveç bunlardan biri.

İsveç’te deri altına enjekte edilen pirinç tanesi büyüklüğündeki çipler ile birçok kişi kimlik kartı, kredi kartı ve anahtarı artık cebinde değil elinde taşıyor. Ancak bu, yanında büyük bir riski de beraberinde getiriyor. Çipin bağlı olduğu sistemi idare edenler, diledikleri zaman bu kişinin sağlığını manipüle edebilir, servetini dondurabilir, harcamasını kısıtlayabilir hatta cinsel hayatının dinleyicisi yahut gözetleyicisi bile olabilir.

5G atık insanları kurtaracak mı?

Atık insan tabiri Zygmunt Bauman’a ait. Bauman, Iskarta Hayatlar adlı eserinde şöyle diyor: “Ekonomik ve teknolojik ilerlemenin yan ürünlerinden biri de ihtiyaç fazlası, gereksiz, ıskartaya çıkarılmış, faydası olmadığı gibi sırtımıza yük olan insanlar. Sanayi Devrimi’nde yeni üretim yöntemlerinin bulunması bir yandan da geleneksel mesleklerin gerilemesine, atıkların çoğalmasına, sürekli büyüyen bir ‘atık insan’ ve ‘insan atığı’ sorununa yol açtı. Geçmişte ‘gelişmiş ülkeler’, ‘atık insan’larını ihraç edebildikleri uzak, ıssız topraklar bulabildiler. Günümüzde küreselleşme ve teknolojideki hızlı ilerlemeyle birlikte atık insan ve insan atığı üretimi yeryüzünün bütün köşelerine yayılmış durumdadır.”

Bauman’ın bu tespitlerinin yanı sıra cinsel sömürünün ve seks turizminin merkez odağı olmuş milyonlarca çocuk, fuhuş ve tüketim dünyasının ana aktörü haline getirilmiş kadın, cinsel yönelim tasarımı kurbanı olmuş yüzbinlerce insan da yine atık durumdadır. 5G teknolojisinin yahut daha geniş bir ifadeyle modern dünya teknolojisinin bu insanlara katkısı ne olacaktır?

Birçok mesleğin devasa büyüklükte bir kültür birikimiyle birlikte kaybolması, çoklu kültürden tekil ve mekanik bir kültüre doğru yol alınması insanlık tarihini olumsuz etkilemektedir. Bu minvalde geniş kitlelerin işsiz kalmasıyla ne tüketici ne de üretici olamayan büyük bir kesim cemiyet hayatında aktif rol alamayacaktır. Bu işsizler ordusunun yanı sıra dünyanın dört bir tarafında yerlerinden edilen mülteciler, kaçak göçmenler, işgale uğramış topraklarından sürülen sığınmacılar, seçkinlerin organ, kan ve kobay ihtiyacını karşılamak için ölmeyecek kadar beslenecek, bir çeşit “çiftlik insanı” haline getirilecektir.

Makine ruhun emrinde olmalıdır!

Bugün en önemli problem “doğru” ve “güzel” problemidir. Güzel diğer deyişle estetik, insanların refahı ve mutluluğu ile birlikte düşünülmek zorundadır. Postmodernizm şeklinde kendini güncelleyen Batı’nın ve geleceğe dönük yeni cemiyet tasarımları üreten ideolojilerin “kusursuzluk”, “simetrik olma” gibi estetik özelliklere sarılması bu sebeptendir. Fakat bu yapılırken ana ölçüye yani “Doğrunun olmadığı yerde güzel de yoktur!” hükmüne dikkat edilmemektedir. Güzellik, gösteri dünyası içerisinde “avlayıcı” bir güce sahip olduğundan ön plana çıkarılmaktadır.

Kitleler önce büyük bir hipnoza ardından gönüllü bir büyük kapatılmaya razı edilmektedir. İnsanın, kusursuz olanı arayışı aynı zamanda kusurlu olanı çoğaltma ve tabii olanı imha etme ile doğru orantılı gitmektedir. Kusursuz bir şey yapacağım derken aslında kusursuz olan tabii nizamı ve canlıların yapısını bozmaktadır. Örnek olarak Batı tefekkürünün şehir hayallerine baktığımızda elektronik ve dijital ağlarla örülü, çelik grisinin hâkim olduğu, iklimin bozulduğu, denizin ve yeşilin kaybolduğu, çevrenin kirlendiği, canlı geni üzerinde oynamalar yapıldığı için korkutucu yaratıkların etrafı kapladığı bir yerden başka bir şey görememekteyiz.

Son söz

Teknoloji karşıtlığı bir çeşit yobazlıktır, ancak teknolojiyle insanlığa ve tabiata zarar vermek yobazlıktan öte büyük bir cinayettir. Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle “Makine, ruhun emrinde mi, saadet!.. Ruh mu makinenin emrinde, felaket!..”

-Salih Akıncı