Hoş Sada

En Büyük Pedagog Anne

430Okunma

Annelik, öteden beri varlığına aşina olduğumuz, fakat ehemmiyetini devamlı ıskaladığımız oldukça mühim bir mesele. Bildiğimiz ayetler, kıssalar, hadisler bunu idrak etmemiz için var olsa da bir şeyleri anlamamakta ısrar ediyoruz. Kuru bir inat bu, bilip iman etmemek gibi bir şey. Ya da iman edip amel etmemek gibi, hep yarım yamalak. Şunu unutmamamız gerekir ki annelik sandığımızdan çok daha etkili ve kalıcı izler bırakan, üstelik adını ölümsüzleştirmek için de daha sağlam bir sebebin bulunamayacağı yegâne duygu.

Annem varlığıma vesile olalı yirmi bir yıl olmuş. Ne kazandın, ne öğrendin derseniz hepsini sayamam. Ama bugün mesleğime en çok katkısı olan alanın, ilmini bana çocukluğumdan beri aşılayano. Evet, ben pedagojiyi annemden öğrendim. Ne Freud, ne Maslow, ne de Pavlov. Annem hiçbir bilim adamının başaramayacağı şeyi yapıp bana bu ilmi teori ve pratiğiyleçoktan aktarmıştı bile. Üstelik bir mottosu da var annemin, siz de not edin bir kenara: “Onlar çocuk!” İşte bu kadar basit. Fakat uygulaması bir hayli zor. Epeyce sabır isteyen, yirmi yıllık bir okul.
İlmek ilmek dokunan bağ

Bugün yirmi bir yaşında bir okulda işe başladım. Stajımı da kardeşim üzerinden yaptım. Nefsimin bana en çok hükmettiği yaşlarda beni karşısına alıp; her gün, yormadan, üzmeden birer saatlik eğitimler verdi. Tatili yoktu annemin.Ama zaten o güzel dersleri düşünmek için günümün geri kalan yirmi üç saati yeterince dinlendiriyordu beni. Çünkü insan en çok kendini dinlerken yorulsa da yine en çok kendini dinlerken dinlenir.

Annem kendi hırsımla, sinirimle harbe en çok girdiğim zamanlarda maddî ve manevî anlamda yanımda olurken, onunla olan bağımı da fazlasıyla güçlendirmişti. Ben fark etmeden ilmek ilmek dokudu aramızdaki bağı. Bir gün kafamın dikine gitmeye çalıştığımda, doğru yolu annemle halleşerek bulacağımı anladığımda, aramızdaki o kuvvetli bağın farkına vardım.

Bugün öğrencilerimle ne zaman bir problem yaşasam ve içinden çıkamasam, ilkin anneme anlatırım meseleyi. Ağlamaklı olmayıp; dik durduğum ilk iş günümde dahi bana sarılarak içimdeki o ilk ateşi göğsüne bastıran da annem, gönlümden damlayan gözyaşını gönül gözüyle işiten de. Çünkü bildiğimiz gibi göz sadece görmekle meşgul değildir.Kulak duymakla, kalp hissetmekle.Eğer mesele annemse; o gönlüyle hem duyar, hem görür, hem de hisseder. İlk iş günüm sancılıydı. Sancılarını kalbimden uzunca bir süre atamadım. Kendimi kaybedeceğimi zannettim.Bir çukura saplanacakken tuttu kolumdan çekti yukarı. Kalktım ayağa ve mottosunu bir kez daha hatırlattı bana. Ergen psikolojisini de, çocuk psikolojisini de annemle bildim ben. Bence pedagojinin de, psikolojinin de en önemli temsilcisi annem.
Kadının, kadın olmadan evvel anne olduğu idrakiyle çocuk yetiştirebilmek duasıyla…  İyi ki varsın anneciğim, iyi ki benim annemsin.

-Büşra Yücedağ