Gelecek planlamasıGenç Kalemler

O Mâzi Zannedilen Zaman Şimdiyse

Ecmel Müjgan Coşkun

155Okunma

Ne yapayım, seviyorsun ıssız ocağımda yanan “tespit “leri… Ben de kendimle konuştuğum yüzlerce cümlenin içinden yalnızlığın sancısını meşk etmiş yüreklere -tıpkı benim okuduğum kitapların ürkek saçlarımı okşadığı gibi- “yalnızlıkta yalnız değilsin” diyeceğini umduğum birkaçını sana ikram ediyorum.

Soluksuz günlerimde avuçlarımdan gelen bir tek bu… Azımı çok bil, olur mu?

Yapay gürültüden uzak, kimsesizliğin gerçek tuğlalarıyla örülmüş odamda, nice pencere içinde birini buldum: Pencere-i mâzi!

Sen de bakarsan “şimdi”nin pervazında rivayeten akıp gitmekte olanı değil senli bir geçmişi izler olursun. Peki, izleyebildiğine göre geçmiş midir sahiden? Yoksa şimdinin perdesiyle örttüğün bir pencere midir sırt döndüğün?

Zaman

“Geçmiş” midir tek gerçek olan yoksa! Bak şimdi! Özgürlüğüne düşkün “ân”ı paçasından çekiştirip duran…

Var olmuş olmanın cüretiyle ona; “Senden önce ben vardım! Senin yeşerdiğin toprağım ben! Sen üzerimde bir defa çiçeklenensin. Açtıktan hemen sonra bensin, sen soldukça ben büyüyorum ey!” deyip onu inciten, boynunu büken…

Hâlbuki ân, mâziden evveldir. Gel de bunu geçmişe hatırlat!

Hani kimimiz tül perde ile örteriz de geçmişi hayal meyal görürüz şimdinin çemberinde. Bazımız kalın perdeler çekeriz, dünü yok sayıp “ân”ın hakkını verdiğimizi sanırız. Kimilerimiz ise üryan bırakırız pencereleri. Geçmiş bizi, biz geçmişi apaçık izler dururuz… Ne aşk ama!

Korkma! Çırılçıplak bırak o pencereyi! Sen de süslediğin “ân”dan soyun. Utanma kimseler yok. Gözlerini kısmadan bak. Gördüğün her şey sensin. Öyle ya da böyle senin öz öykün sahnelenen. Dışarıya açılan pencereler gibi değil. Baştan aşağı sen!

Zamanına esir bir aynaya bakıyor gibisin. Baksana şu ne gündü ama! Hiç geçmeyecek sanmıştın. O günün sancısı ebedî olsaydı bir daha baklava yer miydin? Şöyle bir dilim dövme dondurma ile yanında… Köpüklü kahve eşliğinde…

Geçti, dönüştü, senden aldığı cesaretle geri geldi! Korkma. Aç perdeni izle. Sana senin öykünden daha kutsal bir kitap bulamam. Oku yazgını…

Hem önündeki mutlak bir perde değil. Baktın sıkıldın, çek güneşliği! Yorma kendini.

“Seyreyle güzel”